"Dünyada sadece tek bir şey kötü yürekli bir insana karşı durabilir. O da başka bir insandır.
Ayıbımızda yatar şerefimiz. Sadece bizim ruhumuz, kötülüğe açık olan ruhumuz, onu yenmeye muktedirdir.

― Ursula K. Le Guin, En Uzak Sahil
shadow

Barbarlar Şehri - Lee Kelly

Şubat 18, 2017

"Sevmeyeceğim sanırım," düşünceleri zihnimde dolanırken hiç beklemediğim bir şeyi bana vermesiyle gönlümü fethetti Barbarlar Şehri. Sonlarını soluksuz okudum hatta.

Kitabın ilk kısmı, nasıl desem, olağan ve sıradandı. Klişelerle çok güçlü bir hayal ürünü olmadığını bağıran bir kitap gibiydi.

İkinci kısıma geçince şöyle bi öksürüp çaktırmadan sağa sola baktım biraz utanarak, biraz çekinerek. Yukarıdaki düşüncelerimi sesli dile getirmiş olabilir miyim acaba farkında olmadan diye. Duyan yoksa kitaba devam edebilirim değil mi?

Üçüncü kısım ise; burada hiç beklemediğim bir olguyla karşılaştım. Bilen yoktur diye söylüyorum: benim çürümüş zihniyetleri, toplumları anlatan kitaplara oyunlara veya filmlere karşı zaafım var. Nedense beni kendine çok fena çekiyor. Mesela İthaki Yayınlarından çıkan Rapture Şehri, her ne kadar başırılı bir çalışma olmasa da dokusundaki, insanlıktaki, evrenindeki o çarpıklıklaşma, kusursuzluk arayışının aslında büsbütün bir kusur barındırıyor olması beni kendimden geçirmişti. Barbarlar Şehri o kadar sapkın değil tabii fakat, son kısmı okuyunca anlayacaksınız şimdi açık seçik bir şey söyleyemiyorum, yine de hiç beklemediğim bir yerden beni vurup Tanrısallık algısının abartıldığında, insanları ne yönde yok ettiğini anlatmasını okumak çok lezzetliydi.

Kitabın başlarındaki vahşilik sizleri aslında neyle başa çıkacağınızı uyarırken sondaki ise sizi çaresiz bırakan, uyuşturan, benliğinizi yok eden, savaşma gücünüzü elinizden alan bir "kutsallık". İşte buna bayılıyorum!

Ben kitabı sevdim diyorum sonuç olarak. Artılarıyla eksileriyle. Devamı var mı yok mu bilgim yok ama eğer varsa da kesinlikle okurum.


Savaş bizi ölüme terk etti.

Şehir bizi diri diri yedi.

Kırmızı Müttefikler’in New York’a saldırmalarının üzerinden neredeyse yirmi yıl geçmiştir ve savaş tutsakları kampına dönüşen Manhattan, Rolladin ve fuhuş efendileri tarafından demir yumrukla yönetilmektedir. Skyler Miller’a göre Manhattan, onu şehrin sınırlarının dışındaki dünyadan geri tutan bir kafestir fakat kız kardeşi Phee için Manhattan, bildiği tek evdir.

Sky ve Phee, bir gün annelerinin savaş zamanlarından kalan günlüğünü keşfedince, annesi ve Manhattan’ın geçmişi hakkında bildikleri şeylerin göründüğü gibi olmadığını öğrenirler ve sırlarla çevrili hayatları ilmik ilmik çözülmeye başlar.

“Çıkış romanında Kelly, birçok yüreği ağza getiren sahneyi ve New York’un post apokaliptik havasını canlı bir şekilde gözler önüne seriyor.”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

BLOG DESIGN BY KRİSTALKİTAP