"Dünyada sadece tek bir şey kötü yürekli bir insana karşı durabilir. O da başka bir insandır.
Ayıbımızda yatar şerefimiz. Sadece bizim ruhumuz, kötülüğe açık olan ruhumuz, onu yenmeye muktedirdir.

― Ursula K. Le Guin, En Uzak Sahil
shadow

Kitap Tanıtımı + Ön Okuma: Eş - Jenny Offill

Ağustos 29, 2016 Hiç yorum yok:

Tür: Fiction
Goodreads Puanı: 3.72
Orijinal Adı: Dept. of Speculation
Sayfa Sayısı: 188
Baskı Yılı: 2016
Çeviri: Duygu Akın
Yayınevi: Domingo Yayınları


YILIN EN İYİ ROMANI SEÇKİLERİNDE
Vogue – New Yorker – Boston Globe – New York Times

“Tasviri imkânsız... Etrafınızdaki duvarları yerle bir edecek.”
-Flavorwire

Başlangıçta yeterince genç, yeterince sersemdirler; kendilerinden ve birbirlerine olan aşklarından emin. Belirsizlikler bile heyecan vericidir. Evlenirler, çocukları olur ve aile hayatının olağan afetleri onları da bulur – kolik bir bebek, sendeleyen ilişki, pili bitmiş tutku.

Yeterince yok sayıp duvara toslayınca kadın –ki artık kendinden eş diye bahsetmektedir– geçmişe döner ve Kafka’nın, Stoacıların, hatta talihsiz Rus kozmonotların rehberliğinde onları bu noktaya getiren adımların izini sürmeye başlar. Ta ki neleri tamamen kaybettiklerini ve ellerinde ne kaldığını bulana dek.

Jenny Offill’in pek çok dile çevrilen ve eleştirmenler tarafından yılın en iyileri arasında gösterilen romanı EŞ kırık dökük bir aşk hikâyesi. Bir oturuşta bitirebileceğiniz ama yankısı zihninizde asılı kalacak güçte bir roman.


Jenny Offill’in PEN/Faulkner ve IMPAC Dublin Edebiyat Ödülleri finalisti Eş, bizlerle Domingo Yayınları imzasıyla buluşuyor. Bu çarpıcı romanın çevirmenliğini Duygu Akın üstlenmiş.

Farklı bir tarzı var yazarın. Göz attığım kadarıyla iyi bir kitaba benziyor. Benim listeme girdi bile çoktan kitap. Bana kalırsa sizlerde kitaba şöyle bir göz atmadan gitmeyin. Dikkatinizi çekecektir eminim :)

Bir koca var benzin fişlerini istiyor, başka bir tanesi sabahın üçünde seks istiyor. Biri kısa saçı yasaklamış, bir diğeri evde hayvan istemiyor. Ben olsam asla katlanmazdım buna, diye düşünüyor tüm diğer eşler. Asla.

Triffidlerin Günü - John Wyndham

Ağustos 28, 2016 Hiç yorum yok:
Triffidlerin Günü bir solukta biten bir başka John Wyndham kitabı. Akıcı, sürükleyici, merak uyandırıcı ve zaman zaman heyecanı hissettirebilen bir kitap. Akıcılığı dışında diğer özellikleri sayesinde Krizalitlerden bir tık daha çok sevdiğim bir kitap oldu. Kitabın ayrıca 2 bölümlük bir televizyon uyarlaması da mevcutmuş. En kısa sürede izlemeyi düşünüyorum.

Yine 2. Dünya savaşı sonrasının etkilerini hissedebilirsiniz Triffidlerin Günü'nde. Yazara esin kaynağı olmuş Amerika-Rusya çatışmasının esintilerini de görebilirsiniz rahatlıkla. Rusya'nın daha üstün olabilmek adına yürüttüğü bilimsel çalışmalar, Amerika ve Rusya'nın uzaya fırlattığı uydular ve bu çatışmanın gözle görülür etkileri. Tüm bu Soğuk Savaş bir fon müziği gibi inceden işlenmiş tabii. Kurgu ve karakterlerin yaşantıları daha ön planda.

Bill Masen'ın bir anda tüm insanların kör olduğu bir dünyaya uyanmasıyla başlıyor kitap. Ve tek tehlike körlük de değildir. Birkaç yıl öncesinden tüm dünyaya hızla yayılmayı başarmış bir bitki, Triffidler, oldukça tehlikelidir. Nereden geldiği bilinmediği gibi öldürücü bir etkisi de vardır. İnsanlara zehirli dikenleri ile saldırdıktan sonra başlarında çürümesini bekleyen, yürüyebilen bir bitki. Tüm insanlar kör olmuşken Triffidlerin saldırılarına karşı da savunmasızlardır.

Güzel bir yaşam mücadelesi veriyor Triffidlerin Günü bizlere. Körlüğe, Triffidlere, haydutlara ve salgın hastalıklara karşı verilen bir yaşam mücadelesi. Vicdanı yoklayan, düşündürten, ve yeniden kurulması gereken toplum düzeninde vazgeçilen değerlerden bahseden bir kitap. Boş bir eser değil yine. Alt metinlere odaklanmak isteyenlere harika bir ziyafet verebilecek yanında da tatlı bir atıştırmalık niyetinde keyfinizi kurguyla besleyebilecek bir kitap.

Çeviride yine Niran Elçi'yi kapak tasarımda ise Cemil Denizer'i görüyoruz. Editörlüğünü de Ayşegül Utku Günaydın üstlenmiş. Tertemiz bir sunum var karşımızda. Baştan sona başarılı bir çalışma olmuş. Okumaktan büyük bir keyif aldım ben her sayfasında. Sizlerinde keyifle okuyabileceğinize inanıyorum. Bence bir şans vermeden geçmeyin derim. :)

Hatta kitabı satın almadan önce ön okumasına şöyle bir göz atabilir, DeliDolu tarafından hazırlanmış web sitesini ziyaret edebilirsiniz. :)

Bitkiler insanlara karşı!

Bilim kurgu türünün önde gelen yazarı John Wyndham’dan bir başyapıt.

Bill Masen adlı bir bilim adamı agresif halleri ve akıllı davranışları olduğu söylenen Triffidler adındaki bir bitki türü üzerinde araştırmalar yapmaktadır. Araştırmalar sırasında bu bitkilerin kendileri arasında farklı iletişim yöntemleri kullandıkları fark edilir. Araştırma ortamına gizlice giren bir kişi Masen’i gözlerinden yaralar. Çok geçmeden güneş patlaması nedeniyle tüm insanlar kör olur. Masen ise gözlerindeki bandajdan dolayı kıl payı kör olmaktan kurtulur. Sorunların nedenini bulmak ve var olan kaos ortamını düzeltmek ise Masen’e kalacaktır.

John Wyndham’ın bu önemli bilim kurgu kitabı, hem sinemaya hem de BBC tarafından televizyona uyarlanmıştır. 

 

Krizalitler - John Wyndham

Ağustos 28, 2016 Hiç yorum yok:
Krizalitler, sadece bir bilimkurgu kitabının ötesinde bir eser olmayı başarmış o harika kitaplardan biri. John Wyndham ise bana bilimkurguyu sevdirmiş bir yazar. Daha önce birkaç kere tanışma çalışmamız olmuştu bu tür ile fakat yıldızlarımız bir türlü barışamamıştı. Yalnız bu sefer yazar bu kadar akıcı bir dille karşıma çıkınca da hem kitabı sevdim hem de tereddüt etmeden hemen arkasından yazarın bir başka bilimkurgu kitabı olan Triffidlerin Günü'ne başladım ve bir solukta onu da bitirdim. Şimdi yeni kitaplarını sabırsızlıkla bekliyorum.

Krizalitler bize muhtemelen bir 3. Dünya savaşı sonrasını anlatıyor. Nükleer bir saldırı sonucu aşırı radyasyona uğramış bir dünya. Neredeyse her şey mutasyona uğramış. Sürekli bir değişim içinde. Sakat doğumlar ise bir hayli fazla. Fakat bu dünya için 'sakatlık' 'sapkınlık' demek. "Tanrı'nın yarattığı suret bellidir ve onun dışında yaratılan her şey Şeytan işidir." düşüncesini benimsemiş bir topluluk var. "Tanrı'nın yarattığı kusursuzdur, Şeytanınkiler ise kusurlu. Taklitlerinde mutlaka bir kusur vardır, mutlaka. "

Kitap kurgu yönünden zaman zaman ufak tatminsizlikler yaşatsa da alt metinleri okumaktan büyük keyif aldım ben. İşlemiş olduğu o yobazlık ve sürekli bir değişim halinde olan dünyaya ayak uyduramayan, eskide, gericilikte ısrar eden toplumun işlenişi güzeldi. Keza değişime ayak uyduramayıp normalleşmeye çalışan toplum baskısına dayanamayıp kendisini belki de daha mutsuz olacağını bile bile bir kalıba sığdırmaya çalışan karakteri okumakta öyle.

Keşke kurgu yönünden de bir tık daha fazla bir şeyler verebilseydi okuyucuya dedim ara ara ama yine de başarısız bir kitap değil. Kesinlikle. Zaten çok akıcı. Başından hiç kalkmadan okursanız bi' 3 saate rahatlıkla bitirebilirsiniz. Kitabı bilimkurgu türüne giriş yapmayı düşünenlere gönül rahatlığı ile önerebilirim. Çünkü benim başlangıcım Krizalitler ile olmuş gibi. Keyifle ve rahatlıkla okuduğum için de önerebiliyorum. Hatta dilerseniz yazarın diğer kitabı, Triffidlerin Günü ile de başlayabilirsiniz okumaya. Krizalitler'in işlenişi nasılsa Triffidlerin Günü'de aynı. Belki bir parça daha bile güzel olabilir. :)

Çeviri için Niran Elçi'ye de teşekkür etmek istiyorum. Çevirilerini tereddüt etmeden alırım zaten ve yine hayal kırıklığına uğratmadı. Akıcılığı çok güzel korumuş. Çok iyi yansıtmış bize. Kitabın baskı kalitesi de çok güzel. DeliDolu baştan sona harika bir iş çıkarmış.

Ve dilerseniz kitabı almadan önce biraz tadımlık okumak, bir de kendi ön fikrinizi edinmek için konunun devamına ön okuma eklenmiştir. Bu bana yetmedi ben daha fazla tanımak istiyorum diyorsanız da DeliDolu tarafından hazırlanmış web sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Keyifli okumalar. :)

Bilimkurgunun altın çağı olarak kabul edilen dönemin önemli yazarlarından John Wyndham’ın Krizalitler adlı romanı, birkaç bin yıl sonrasının dünyasında geçen bir hikâye anlatıyor. Waknuk, yıllar önce yaşanan bir nükleer savaş sonrası hâlâ ayakta kalabilmiş bir toplumdur. Savaş çok uzun bir zaman önce yaşanmış olsa da radyasyonun etkileri hâlâ ciddi biçimde bu toplum üzerinde etkilidir. Halk ise bu dönemi çok az hatırlayabilmektedir.

İnançların farklılaştığı bu yeni toplumda artık normal olmayan her türlü fiziki mutasyon felaket habercisi olarak kabul edilmektedir. Toplumdaki yarı mutant insanlar farklılıklarının farkında değildirler. Bazı gençler ise gizli bir biçimde bazı telepatik güçler geliştirerek “anormalliğe” yeni bir boyut kazandırırlar. Bu sırları açığa çıkınca gençler hayatta kalabilmek için kaçarlar. Bu kaçış sürecinde ise onları çok çeşitli maceralar beklemektedir. Hem kendi dünyalarının geçmişleriyle ilgili büyük sırları keşfedecekler hem de yeni bir uygarlıkla tanışacaklardır.

Krizalitler nükleer felaket sonrası dünyada geçen bir genetik mutasyon hikâyesi ve tahammülsüz insanların ırklarının saflığını korumak için ne kadar ileri gidebileceklerini ele alıyor.

Bitik Adam - Giovanni Papini

Ağustos 25, 2016 Hiç yorum yok:
Benim için okuması zor ama keyifli bir kitap oldu Bitik Adam. Okumakta zorlanmamın sebebi de şu: Yazar o kadar öfke, nefret, kin ve küçümsemeyle dolu ki okurken tüm o düşmanlığı buram buram hissetmek insanın içini nefretle doldurma noktasına getiriyor. Bu da zaman zaman soluklanma isteğiyle birlikte bir yavaşlık veriyor sizlere. Korkuyorsunuz çünkü içinize işleyecek ve kitabı kapattığınız zaman o nefret dolu bakış açısına sizde sahip olacakmışsınız gibi geliyor.
Neyim ben, Tanrı aşkına! Hayatımı doldurmaya, zamanımı çalmaya, ruhumu didiklemeye, düşüncemi emmeye, dostunuz, sırdaşınız ve haberciniz olmamı istemeye ne hakkınız var sizlerin? Beni kim sandınız? Tokatlanasını suratlarınızın önünde aklın komedyasını her gece sergilemek için maaş bağlanılan bir oyuncu muyum ki ben?
Aslında yazarın hissettiklerini bu denli güçlü aktarabilmesi çok büyük bir başarı. Bakış açısı işe eşsizdi. Öyle bir ego, öyle bir büyüklük, kendini Tanrı olarak görmesi, herkesin kusurlu olduğuna inanması ve kendisini onları düzeltmeye adaması... Yani tek bir satırda bile öff ne saçmalıyor bu demiyorsunuz. Onun bakış açısıyla baktığınız için herkesi küçümsemek size çok normal geliyor. Zaten hakir görmezseniz saçmalayan siz olacakmışsınız hissi yakanızı bırakmıyor.
Hayret! En iyi parçamı, bedenimin en canlı parçasını, kanımdaki en üstün parçayı, hayatımda paylaşmaktan en çok sakındığım sırrı size verdikten sonra karşılığında bana vere vere bunları mı veriyorsunuz?
Kitap baştan sonra yazarın düşüncelerini içeriyor. Tek oyuncu o. Tek gerçek o. Tek düşünce o. Yazarı, anlatımındaki gücü çok sevdim ben. Bu kudreti diğer kitaplarında da okuyabileceksem eğer gözüm kapalı alırım kitaplarını.
Herkesin sadece yemek yemek ve para kazanmakla, eğlenmek ve emir vermekle ilgilendiği bir dünyada ara sıra birisinin çıkıp şeylerin görünümünü tazelemesi, olağan şeylerin olağanüstülüğünü, banallikteki gizemi, çöpteki güzelliği hissettirmesi gerekir. Fikir ve gelenek kölelerinden, asalak ve yapmacık ukalalardan, eski efsaneleri anlatan vaazcılardan, ahlaki ve mistik hapishanelerin tutsaklarından, tüm eski sosyal normların ve tüm ortak noktaların inatçı papağanlarından oluşan çok geniş ve çok güçlü bir katmanın ortasında, bir gece uyandırıcısına, bir saf zekâ gardiyanına, kaslı bir kazmacıya; meydan ışıklarına, yeniden kazanılmış özgürlük ağaçlarına, gelecekteki yapılara yer açmak adına yakan ve yıkan iyi niyetli bir yangıncıya gerek duyulur.

İtalya'da benim tükenmiş, güçten düşmüş, bitik bir adam olduğum söylentileri dolaşıyor, öyle mi? Gerçekten de benim bir saman alevi olduğumu ve son küllerimin de bahar esintisiyle uçup gittiğini mi söylüyorlar?

Yavaş olun, çocuklar! Durun biraz, rica ederim. Bitmek de neymiş! Daha başlamadım bile. Yapmış olduğum ne zaman! her şeyi bir ön söz, bir giriş, erkene alınmış bir kaynakça, bir duyuru, bir ilan ve hatta isterseniz, içindekinin daha iyi bir şekilde olgunlaşmasını sağlayacak bir şıra ve köpük taşması olarak hayal edin. En iyisi şimdi başlıyor: Ben daha bugün doğuyorum.

Saman alevi sevinç ateşiydi, yapay bir ateşti, kızların rüzgâr gülüydü, gülünecek, eğlendirici şeylerdi ama bugün kendimi hiçbir zaman söndürülemeyecek ve dünyayı ateşe verecek bir yangını başlatıyormuş gibi hissediyorum!
BLOG DESIGN BY KRİSTALKİTAP