"Dünyada sadece tek bir şey kötü yürekli bir insana karşı durabilir. O da başka bir insandır.
Ayıbımızda yatar şerefimiz. Sadece bizim ruhumuz, kötülüğe açık olan ruhumuz, onu yenmeye muktedirdir.

― Ursula K. Le Guin, En Uzak Sahil
shadow

Tawna Fenske - Yalancı Aşık

Mart 23, 2014


Tür: Günümüz Aşk, Chick Lit
Goodreads Puanı: 3.84
Orijinal Adı: Believe It or Not
Sayfa Sayısı: 287
Baskı Yılı: 2013
Çeviri: Tuğba Kırca Alptekin
Yayınevi: Nemesis Yayınları


Violet McGinn, anormallikten ve soyut şeylerden mümkün olduğunca uzak durmaya çalışan, mantıklı bir kadındır. Belki de bu yüzden kendine meslek olarak muhasebeciliği seçmiştir. Annesi ünlü bir medyumdur ve bir gün hastaneye yatırılır. Violet, annesinin işini bir süreliğine devralmak zorunda kalır ve hiç istemese de sahte medyumluk yapmaya başlar.

Drew Watson, yakışıklı bir bar işletmecisidir. Cumartesi geceleri barında çaldığı müzikler eşliğinde dans eden müşterileriyle ve arkadaşlarıyla mutludur.

Chris Abbott ise her kadının hayalini kurduğu genç, yakışıklı, kibar ve başarılı bir doktordur.

Violet birini seçmelidir. Kalbini mi yoksa mantığını mı dinlemelidir? 

Yolunu bulmaya çalışırken yapacağı bir hata, belki de üçünün kaderini toptan değiştirecektir.



Yazarın ilk kitabını sık sık kahkaha atarak okuduğum için ikinci kitabını da hiçbir çekimserlik duymadan aldım elime. Kitabın mart ayı okuma listemde olması bir yana, bir de muhakkak okunması gerekenler listem de olduğu için ilk kitap biter bitmez okumaya başladım başlamasına ama... :)

İlk kitaba göre daha bir yavan buldum kitabı. Hayal kırıklığı yaşamadım desem yalan olur. O kadar eğlenceli bir kitaptan sonra Yalancı Aşık beklentilerimi karşılayamadı maalesef. Gerçi Dalgalar Hep Aşk Getirse'den önce okumuş olsaydım daha çok sevebilirdim. Ama yazarda ki potansiyeli gördükten sonra daha azı yetmedi işte bana. Siz de yaşıyorsunuzdur bu durumları eminim. 'Evet ilk kitabın güzeldi ama ikinci kitabında sanki biraz salmışsın kendini sevgili yazar,' cümleleri sizin aklınızdan da geçmiyor değildir.

Kitabımızın konusuna gelirsek, medyum bir anneye sahip olan ve hayatı boyunca sürekli bir farklılık içinde yaşayan kızımız, normal bir yaşam sürmek için çook uzaklara taşınmıştır. Taa ki annesi merdivenlerden düşüp 6 farklı yerini kırana kadar. Annesi hastanede yatarken de bir yandan medyumluk işini devralır bir yandan da muhasebeciliğe devam eder.


Hemen yanı başında ise, haftanın bir kaç günü egzotik erkek dansçılar -striptizciler değil, lütfen! Drew bu konuda oldukça takıntılı da :)- çıkaran bir bar bulunmaktadır. Barın sahibi Drew ise, Violet'in istemediği tüm anormalliklere sahiptir. Bu anormalliklerin yanında da kanını kaynatan bir özelliği de vardır. Mesela gömleğinin altında ki kaslarını merak etmek gibi, ya da evin kapısının önünde oldukça ateşli bir iyi geceler öpücüğü alsa nasıl hissedeceği gibi hatta daha ilerisini bile düşünmek gibi.


Fakat öteki yandan ise, hayatı boyunca peşinde koştuğu tüm normalliğin vücut bulmuş haline, sakin, kibar, nazik ve oldukça normal bir işe sahip olan bir Doktor'da vardır. Ve şuan da Violet zaten annesinin medyumluk işlerine baktığı için hayatında yeteri kadar karmaşa vardır. Ekstra bir karmaşa daha istemez ve yönünü doktordan yana çevirir.



Gözleriyle, yüzüyle, vücudunun tamamıyla hatta aklının bir kısmıyla bile yönünü Doktordan yana çevirmiş olsa bile, kalbi ve aklından geriye kalan o minicik bir parça Drew hariç başka hiçbir yere bakmamak için ısrar etmektedir. Sonuç ise içinde, mantık ve kalbin taraf olduğu küçük bir iç savaş yaşamaktadır. Ve her zaman olduğu gibi kazanan taraf yine kalp olur. Bize de geriye bu eğlenceli savaşı okumaktan başka bir şey kalmıyor tabii. :)

Küçük bir dip not: Yazarın diğer kitabında olduğu gibi bu kitabı da 'kipada' 6,90'lık kitaplar arasında bulabilirsiniz. :)



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

BLOG DESIGN BY KRİSTALKİTAP