"Dünyada sadece tek bir şey kötü yürekli bir insana karşı durabilir. O da başka bir insandır.
Ayıbımızda yatar şerefimiz. Sadece bizim ruhumuz, kötülüğe açık olan ruhumuz, onu yenmeye muktedirdir.

― Ursula K. Le Guin, En Uzak Sahil
shadow

Yorum: Gümüş Gölgeler - Richelle Mead (Bloodlines #5)

Nisan 16, 2015
Tür: Young Adult, Paranormal, Vampir
Goodreads Puanı: 4.39
Orijinal Adı: Silver Shadows
Sayfa Sayısı: 384
Baskı Yılı: 2015
Çeviri: Beril T. Uğur
Yayınevi: Artemis Yayınları

"Kanbağı serisine bayılıyoruz."
-Entertainment Weekly-

"Diğer vampir kitaplarından çok farklı."
-Associated Press-

"Kan emme öyküleri meraklılarının seçimi."
-MTV's Hollywood-

SYDNEY SAGE bir Simyacı. Büyüyle uğraşarak insan dünyasıyla vampirlerinki arasında köprü görevi gören, vampirlerin sırlarını ve insanların hayatlarını koruyan bir grubun üyesi. Ateşli Kalp'te, Sydney içinden gelen sesi dinleyip gerçek hislerini Simyacılar'dan gizleyerek tehlikeli bir yola adım atmıştı.

Şimdi Sydney'le Adrian bütün dünyalarını darmadağın eden bir felaketin ardından parçaları toplamaya ve yeniden birlikte olmaya çalışıyor. Ama önce, hayatta kalmak zorundalar. Sydney türlü zorluklarla çevrili hapis hayatında kimliğine ve anılarına tutunmanın mücadelesini verirken, Adrian ona bu işin peşini bırakmasını söyleyenlere inat, umutla sevdiği kadını bulmaya çabalıyor. Ama eski düşmanları ve hayatındaki kafa karıştırıcı yenilikler nedeniyle bu savaş onun için hiç de kolay olmayacak.

En korkunç kâbusları tüyler ürpertici bir gerçeğe dönüşen Sydney ve Adrian, New York Times çoksatarı "Kanbağı" serisinin bu beşinci macerasında şimdiye dek hiç rastlamadıkları türden bir karanlıkla yüzleşiyor.


Kitap bittiğinde bahsedebileceğiniz pek bir şey kalmıyor geriye ama ama tatlı bir anı da bırakıyor. Tipik Richelle Mead kitabıydı bana göre. Ne  dâhiyane bir kurgusu var nede sıkıcı. Herkesin rahatlıkla ve keyifle okuyabileceği bir havası var kitaplarının. Oldukça akıcı yazmasını da eklememe gerek yok her halde? :) Fakaaaattt...

Şöyle de bir şey var kiiii. Adrian! Seni dövsem mi sevsem mi bilemedim. O Nina'yla olan ilişkin, partilere akman, saraya geri dönmen, hatta bir şeylerden vazgeçmen beni uyuz etti. Sanki senden bir ara soğur gibi oldum. Hatta Nina ile yaşadığın o sahneyi Sydney öğrenmese iyi eder. Onca yaşadığına birde onun üzüntüsü eklenmesin.
Ve Lissa'da soğuk nevale çıktı gitti. Şu kızı hiç sevememiştim, bu kitapta daha da sevmemeye devam ediyorum. 
Sydney ise her zamanki gibi aşırı güçlü bir karakter. Aslında nedense ben bu kitapta daha da kırılgan olmasını ummuştum. Yani o kadar işkenceye kim olsa katlanamaz. Sydney'ide biraz daha gerçekçi yazmalıydı bu durumda bana göre. Bedenen ne kadar yorgunsa, zihni o kadar aktifti. Sürekli düşünüyor, sürekli plan yapıyor. Yani bi ara anda dahi olsa afallamasını isterdim. Hatta belki birazda delirmesini. :D Tamam tamam çok caniyim biliyorum ama yaklaşık 6-7 ay işkence gör, hapse tıkıl, hatta 3 ayın tamamen karanlıkta geçsin. Sürekli zihnin yıkanmaya çalışsın vs. Ay valla azıcık delirme olsaymış Sydney'de tam olurmuş. 
Kitap benim beklentimi karşıladı -ufak pürüzler hariç- fakat şunu eklemeliyim ki, eğer R. Mead'in tüm kitaplarını okuduysanız az çok neyle karşılaşacağınızı da tahmin etmeniz gerek. Hani bu kitabı dolu dolu aksiyon okuyacağım diye elinize almamalısınız. R. M. bu yani. :) Nasıl ki Vampir Akademisinde Kan Sözü beklediğiniz gibi aksiyon dolu çıkmadıysa buda çıkmayacak. Yinede severek okuyacağınızı düşünüyorum. :)

1 yorum:

  1. Nedense Vampir Akademisi'nden sonra bu seriye bir türlü ısınamadım. :/

    YanıtlaSil

BLOG DESIGN BY KRİSTALKİTAP