"Dünyada sadece tek bir şey kötü yürekli bir insana karşı durabilir. O da başka bir insandır.
Ayıbımızda yatar şerefimiz. Sadece bizim ruhumuz, kötülüğe açık olan ruhumuz, onu yenmeye muktedirdir.

― Ursula K. Le Guin, En Uzak Sahil
shadow

Yorum: Her Gün - David Levithan (Every Day #1)

Ağustos 04, 2015

Tür: Young Adult, Fantasy
Goodreads Puanı: 4.00
Orijinal Adı: Every Day
Sayfa Sayısı: 336
Baskı Yılı: 2015
Çeviri: Derya İmer Aydınlık
Yayınevi: Pegasus Yayınları


Her gün farklı bedende. Her gün farklı hayatta. Her gün aynı kıza âşık.

Uyandım. Anında kim olduğumu anlamam gerekti. Mesele sadece bedenim de değil… gözlerimi açtığımda kolumun renginin açık mı koyu mu olduğu, saçımın uzun mu kısa mı olduğu, şişman mı zayıf mı olduğum, kız mı erkek mi olduğum, yara bere içinde mi yoksa pürüzsüz mü olduğum… Her sabah farklı bir bedende uyanıyorsanız, vücut en kolay alışılan şey. Kavraması güç olabilen ise bedenin önceden yaşamış olduğu HAYAT. Her gün başka biriyim. Ben, kendimim; kendim olduğumu biliyorum ama ayrıca başka biriyim de. Hep böyle olageldi.


Konu güzel ama duygulardan yoksun. Öylede olmak zorunda sanırım. Çünkü içinde hayat yok. Bir anne-babanın seni sevmesinin nasıl bir his olduğunu bilmiyorsun. Sevgisiz büyüyorsun. Hayallerin olmadan, bir geleceğin olmadan. Hayatına şöyle bir mola bile veremiyorsun. 

Her gün farklı bedende uyanıyorsun ama yaşamıyorsun.

Her gün yeni hayatlara tanık oluyorsun ama hissetmiyorsun.
Sevgilinin, ayrılığın ne olduğunu biliyorsun ama aşık olmanın ne demek olduğunu bilmiyorsun. Nasıl hissettirmesi gerektiğini.
Aşık olduğunu sanıyorsun ama bakış açın 'bu böyle olmak zorunda, o öyle olmak zorunda, o seni sevmiyor ayrıl gitsin, o seni sevmiyor sende onu sevme' gibi kalıplara sığdırılmış. 
Donuksun. Robot gibisin. Her gün başka bedene programlanıyor, ona uyuyorsun. 

Kitabın bana yaşattığı buydu. Eksik. Yorucu. Kelimeler var ama yaşam yok. Hayatlar var ama duygular yok. Umut yok. Hayal yok. Çaba yok. Arayış yok. Sadece başka bedenler ve o bedenlerin hayatlarının bir özeti var. Bir de A'nın Rhiannon'la yaşadığı bölük pörçük bir ilişki. 

Ne olduğunu, kim olduğunu kabul ettiği için size de sıradan geliyor her şey. Hadi artık bişey olsun, bi kıpırtı olsun diye diye okudum. Sonunda oldu ama heyecan olmadı. Yani çocuk hiç bişey hissetmedi. O hissetmeyince bende hissetmedim. Hımm... Evet, tamam. İyi bakalım, diyip geçiştirdim sadece.

Sıkıldım da açıkçası bazı yerlerinde. Sonlara doğru uzadı konu. Bir kaç beden daha az olsaymış belki daha tatmin edebilirdi beni. Bilemiyorum.

6 yorum:

  1. Kurgusunu ilginç bulmuştum ama anlatımından "yoklar ülkesi" gibi bir kitap olduğu kanısına vardım. Bu tarzı sever miyim onu bilmiyorum ama pdf olarak bir bakabilirim belki.. :/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Seveni çok gerçi kitabın yaa. Belki sende seversin. Ama bana göre eksikti kitap. Öyle ahım şahım bişey değil. Bilmiyorum belki çeviriden kaynaklı kaybetmiştir bişeyler. Orijinalini okuma şansım olsaydı keşke.

      Sil
  2. Çok kararsızdım bu kitaba karşı çünkü bahsettiğin durumlardan dolayı kafam karışmıştı. Yani her gün başka biri demek hangi olaya odaklansan pat bitecek gibi gelmişti bana. O zaman bunun üstünü çizelim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben zor beğenirim açıkçası. Bu kitaba belkide bu yüzden ısınamadım. Ama hissettirmedi işte hiç bişey bana da şimdi ne yalan söyleyeyim. Çocuk dümdüz. Bir olaya odaklansan ve pat diye bitse yine iyi. Ama o bile yoktu. Garipti.

      Sil
  3. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  4. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil

BLOG DESIGN BY KRİSTALKİTAP