"Dünyada sadece tek bir şey kötü yürekli bir insana karşı durabilir. O da başka bir insandır.
Ayıbımızda yatar şerefimiz. Sadece bizim ruhumuz, kötülüğe açık olan ruhumuz, onu yenmeye muktedirdir.

― Ursula K. Le Guin, En Uzak Sahil
shadow

Yorum: İskoçyalı'nın Dokunuşu - Karen Marie Moning (Highlander #3)

Ekim 30, 2014

Tür: Historical Romance, Time Travel, Paranormal Romance
Goodreads Puanı: 4.14
Orijinal Adı: The Highlander's Touch
Sayfa Sayısı: 358
Baskı Yılı: 2014
Çeviri: Şebnem Tansu
Yayınevi: Epsilon Yayınları

ÖLÜMSÜZ GÜÇLERİ OLAN BİR SAVAŞÇI
Circenn antik yasalar ve büyüyle yönetilen bir dünyada yaşayan İskoçyalı bir savaşçıdır.
Yine de Brodie Kalesi’nin lordunu hiçbir güç önünde birdenbire beliren güzel Lisa’ya hazırlayamayacaktır.
Kaderin bir oyunu olarak genç kadın zamanda 700 yıl geriye gitmiştir ve şimdi Circenn’in odasında, hiç istemese de onu baştan çıkarmaktadır. Yakışıklı İskoçyalı savaşçı, bu kadın için sahip olduklarını feda edecek ve gerekirse önüne çıkan her şeyi yok edecektir.

ZAMANIN SİSİ İÇİNDE BİR KADIN
Lisa dünyanın ayaklarının altından kayıp gittiğini hissettiğinde, 21. yüzyılda yaşayan özgür bir kadın olarak… başka bir yüzyıla gideceğini asla hayal edemez. Fakat güçlü savaşçı çıplak bir halde, ateş püsküren gözlerle bakarken her şey fazlasıyla gerçek ve… tahrik edici görünür. Circenn her ne kadar karşı koyulmaz biçimde çekici olsa da Lisa’nın şiddetin ve barbarlığın hüküm sürdüğü bu topraklarda kalmaya niyeti yoktur. Ancak yakışıklı savaşçının onun için başka planları olduğunu anlayacaktır.


Şimdi ne desem bilemedim kitap hakkında. Hatta şöyle diyeyim. 'Valla bunu diyeceğim hiç aklıma gelmezdi ama KMM'nin en kötü kitabı bu sanırım.' Bolcana hayal kırıklığına uğradım İskoçyalı'nın Dokunuşunu okurken. Aslında bu kitaba da kötü denemez ama... sadece yükselen beklentiler sonrası böylesi bi basit hikaye bana yetmedi diyelim. 

Başka bi yazar yazmış olsa hadi diyeceğim olur böyle basitlikler hatta akar gider bile belki kitap ama... Bu iş KMM'den gelince çok üzüldüm. Öyle bi kadın karakter yaratmış ki sevemedim bir türlü. Kitabın başından sonuna kadar tek bi şeye takılı kaldı öyle ilerledi. Bu takıntısının nedenini de açıklıyor çok güzel bi şekilde fakat ya benim iyi anıma denk gelmedi ya da gerçekten kötüydü işte. Bana kalırsa daha farklı bi yol izleyebilirdi. 'Nedeni' kötüye kullanmış gibi hissediyorum ben. Böyle ilerlesin ilerlesin hikaye ben nasılsa bu sebebe bağlayacağım olayı der gibiydi.

Allam ağzıma acı biberler sürülsün emiiiii. En sevdiğim yazarın bi kitabını böylesine eleştiriyorum ya kendimi ihanet ediyormuş gibi hissediyorum. Sanki çıkacak karşıma da 'hani ne yazsam okurduuunn, hani saçmalasam bile okurdun! Alışveriş listesi yazsam onu bile okurdun Kristal. Öyle söylemiyor muydun? Ne çabuk unuttun sözlerini...' diyecekmiş gibi. 

Kendi kendimi azarladıktan sonra sonuca gelelim. Dediğim gibi KMM'nin en kötü kitabı bu olabilir belki ama yine de güzel bir kitaptı! Yazarı kendi kulvarında hesaba katmadan okursak gayette başarılı diyebiliriz. Diğer bir çok yazara göre yine iyiydi. Yine mükemmeldi. Güzel hoş bir aşk hikayesi harmanlamış bize. İskoç Beyimizi bildiğimiz İskoç beylerinden değil. Kitabın her yönünde bi paranormallik akıyor hani. Zaten kız zamanda yolculuk yapıp geliyor Sin'in kucağına. 

Adam desen, hastayım ona. Neden onun kitabı yok diye pek bir hüsranlardayım. Bana kalırsa en can alıcı karakteri Adam Highlander serisinde. Onu da araya bi yerlere sıkıştırmalıydı. Onunda kitabını yazmalıydı.

Evet akşama kadar benim isyanlarımı okuyabilirsiniz. O yüzden yarıda kesiyorum artık ve son sözü söylüyorum. Kesinlikle ve kesinlikle bu kitabı okumaya karar verirseniz eğer ve ola ki Ateş serisini okumuşsanız öncesinde bu yazar o yazar değil diyin ve öyle başlayın kitaba. Tanımadığım bir yazarı okuyorum diyerek kendinizi empoze ederseniz gönül rahatlığıyla okuyabilirsiniz. Ha ben sevdim kitabı ya, öyle herkesin sevebileceğine ihtimal de vermiyorum. İçimde kalan hayranlık aşk vs.. azda olsa etkilemiyor beni desem yalan söylemiş olurum. 

Bence ben size bişi diyim mi? Siz benim bu yorumumu hiç hesaba katmayın. Sevip sevmemek arasında o kadar çok gidip geliyorum ki, yazdığım yoruma da epey bir yansıyor. Bi sevdim diyorum bi kötü diyorum. Sanırım kitabı en iyi anlatacak cümle puan tablomda yer alıyor. 'Sevdim ama eksikleri vardı.' Evet böyle çok iyi oldu. Oh beee. :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

BLOG DESIGN BY KRİSTALKİTAP