"Dünyada sadece tek bir şey kötü yürekli bir insana karşı durabilir. O da başka bir insandır.
Ayıbımızda yatar şerefimiz. Sadece bizim ruhumuz, kötülüğe açık olan ruhumuz, onu yenmeye muktedirdir.

― Ursula K. Le Guin, En Uzak Sahil
shadow

Tess’in Gözyaşları - Pepper Winters (Monsters in the Dark #1)

Kasım 25, 2015
Tür: Dark, BDSM, Erotica
Goodreads Puanı: 4.13
Orijinal Adı: Tears of Tess
Sayfa Sayısı: 496
Baskı Yılı: 2015
Çeviri: Arzu Sarı
Yayınevi: Arkadya Bittter


Muhteşem bir hayatım vardı. Âşıktım, mutluydum ve istediğim her şeye sahiptim. Sonra bir gün, her şey değişti. Bir adama satıldım!

Sevgilisi Brax Cliffingstone, yıl dönümlerini kutlamak için Tess Snow’u Meksika’ya götürene kadar ikisinin de geleceğe dair umutları vardı. Altın rengi kumsalların, denizin ve güneşin tadını çıkaracak, birbirlerine yeniden âşık olacaklardı. Ancak gördükleri güzel rüyanın kâbusa dönmesi uzun sürmedi. Dünyanın gölgelerinden habersiz Tess, kaçırılmış, hırpalanmış ve satılmıştı. Yeniden aydınlığa kavuşmanın bedeli ise Şeytan’la yapacağı anlaşmada, yalnızca bedenini değil ruhunu da ortaya koyması demekti.

Zindanımın derinliklerinde yankılanan bir fısıltı, “Gözlerindeki karanlığı görüyorum,” diyordu. “O karanlık beni besliyor, o karanlık beni çağırıyor.” Ve karanlığın tadı kanıma karıştı. Acı, artık kalbimin en tanıdık yolcusuydu.

“Şimdiye kadar yaptığınız tüm ‘en iyi kitap’ listelerini unutun ve bu kitabı en başa altın harflerle kazıyın. Yılın değil, yüzyılın en iyi kitabı.”


Merak işte. Normalde orijinal kapak fotoğrafı ile çıkmadan bu kitabı alıp okumayacaktım. Aslında yine almadım ama arkadaşıma aldırdım. Okudum ve rahatladım! Bana bir şey kattı mı peki? Hayır, katmadı. Ah, ağzıma acı biber sürün! Çünkü yalan söyledim. :D Türlü türlü kırbaçlı, kesmeli fantaziler artık belleğimde! :D Nasıl şaplak atılır, kırbaç nasıl kullanılır çok iyi öğretiyor. Bence oldukça eğitici bir kitap. :P Şaka bir yana...


Çok söylenecek bir şey yok kitap için. Bence türünün en başarılı örneği değil ama en ağır BDSM'leri içerdiği ve bu konuda çok başarılı olduğu bir gerçek. Tam anlamıyla BDSM damgasını hak ediyor bu kitap. Dark yönü beni çok tatmin etmedi gerçi. Bunda en büyük etken ise karakterlerdi. Acıdan, zorlanmadan vs. hoşlanıyorlar evet ama o karanlık havayı bana veremediler.

Q. Tam anlamıyla canavar bir karakterdi. Hani Naz, Q'nun yanında kurmalı oyuncak gibi kalıyor bana inanın ki Naz karakterini hiç sevmemiştim ben. Q'yu ise sevdim. İçindeki canavarı kontrol etmek için her ne kadar çok çaba sarf etse de ruhunu karanlığa teslim etti. Karşı koyamadı karşısındaki cazibeye.

Tess ise ne istediğini ve ne ile karşı karşıya kalacağını bilen bir karakterdi. Acı çekmeyi seven bir karakter. Acıyla zevk alan bir karakter. Bu tarz karakterler yeteri kadar olgunluğa ulaştıklarında ve ne istediklerini bildiklerinde okumakta sorun yaşamıyorum ben. Masum bir karakter değil yani. Cinselliğin farkına vardığı günden beri canının yanmasının hayalini kuran biri çünkü. Hiç yoktan tanışmıyor kırbaçlarla, tokatlarla. Q, kendisini ne kadar zorlarsa o kadar zevk alıyor. Dayak yemek, ezilmek, parçalanmak istiyor.

Kimi insanlar köle olmayı sever kimi insanlar da efendi olmayı işte.

İçeriğiyle ilgili bu kadar detay verdikten sonra artık midenizin kaldırmayacağı şeyi okumamanız gerektiğini anlamışsınızdır diyorum. Biraz da yazarın üslubundan bahsetmek istiyorum.

Karakterlerin öyle yönleri vardı ki çok zayıftı. Mesela 4 farklı Tess okuyoruz. Kitabın sadece duygu geçişlerini değerlendirecek olsam 0 verirdim. Tess tek bir cümleyle, ezik ve içine kapanık bir karakterden kaplana, sonra yine bir cümleyle hissiz, nötr bir karaktere dönüşüyor. Sonra bir bakıyorsunuz ki Amazon ormanlarına 'Bacak Arasından Yağmur Yağdıran Tanrıça'ya dönüşmüş.

Çok gerçekçi de değildi bana kalırsa. Yapmacık yönleri var gibiydi. Ya ben bir de şeyi sevmiyorum. Hani kötü bir karakter yaratıyorsun tamam anlıyoruz, hatta biz onu iyisiyle kötüsüyle kabulleniyoruz zaten ama okuyucuya onu iyi anlatmak için erkek karaktere sadık, onun iyi yönlerini görmüş, onun kalbinin içini bilen bir karakter koyup, ikide bir 'O'nu tanımıyorsun, tanısan çok iyi bir insan diyen bir karakterin varlığına anlam veremiyorum. Bence fazlalık bu tarz karakterler be. Onlar olmasa da biz karakteri gayet iyi okuyabiliyoruz. 

Tavsiye kısmına geçip yazımı sonlandıracağım. 

Arkadaşlar, bu kitapta prens bulamazsınız. Gerçek aşk bulamazsınız. Yumuşak dokunuşlar, kalbi eriyip kendini değiştiren bir erkek karakter bulamazsınız. Yoldan çıkan bir canavarı ehlileştiren bir kadın karakter de bulamazsınız.

Dibine kadar canavar bir karakter mi okumak istiyorsunuz? O zaman Q'yu okuyabilirsiniz. 
BDSM'nin alasını mı okumak istiyorsunuz? O zaman Q ve Tess'in ilişkilerini okuyabilirsiniz. Grey ve Anastasia'nın oyun odası, bu ikilinin odasının yanında Barbie evi gibi kalıyor. 
Sağlam bir kurgu mu arıyorsunuz? Eh, beni yeteri kadar tatmin eden bir kurgusu yoktu. Ama bu tür içinde yine de kabul görecek bir kurgu barındırıyor. 
Ben edebi değerlere önem veririm, bu kitapta da içeriği ne olursa olsun güzel kaleme alınmış olmasını isterim diyorsanız da o zaman yanlış kapıdasınız, pardon kitaptasınız. Ben bir çok yerinde sıkıldım, hatta atladığım yerler çok oldu.

Yani sadece BDMS'si için bir kitap okunmayacağından da benden yeterli bir not alamadı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

BLOG DESIGN BY KRİSTALKİTAP