"Dünyada sadece tek bir şey kötü yürekli bir insana karşı durabilir. O da başka bir insandır.
Ayıbımızda yatar şerefimiz. Sadece bizim ruhumuz, kötülüğe açık olan ruhumuz, onu yenmeye muktedirdir.

― Ursula K. Le Guin, En Uzak Sahil
shadow

Johanna Lindsey - Seninle Başım Dertte (Malory-Anderson Family, #1)

Eylül 19, 2013
Seninle Başım Dertte
Tür: Tarihi Aşk Romanı
Goodreads Puanı: 4.07  
Orijinal Adı: Love Only Once
Sayfa Sayısı: 328
Baskı Yılı: 2011
Çeviri: Selin Ceylan
Yayınevi: Epsilon Yayınevi



Lord Edward ve Leydi Charlotte Malory'nin tatlı yeğenleri Regina Ashton, geçmişindeki acı verici bir sır nedeniyle duygusuz ve kendini beğenmiş bir çapkına dönüşmüş Nicholas Eden tarafından kaçırılır. Reggie şerefine leke süren ve bütün kadınsı tutkularını uyandıran bu altın saçlı serseriyle evlenmek zorunda kalır. Ancak Reggie'nin güzelliği Nicholas'ın da baştan çıkmasına ve elbette pek çok yanlış anlamaya neden olur...
 


Ah uzun zamandır böyle eğlenceli kitaplar okumuyordum. Lindsey bu konuda gerçekten çok yetenekli. Okuduğum her bir kitabını ayrı bir zevkle ve heyecanla okudum-yani tamam sadece bir tanesi hariç :)-. Kadın gerçekten çok güzel yazıyor. Kitaplarında da en çok sevdiğim yanı kardeşlerin sürekli olarak birbirleri ile didişmeleriydi. Okumak ayrı bir zevk alıyor hal böyle olunca. Ayrı bir komedi haline geliyor.

Hele de tüm dayıların Regan'ın üzerine titremesi çok hoştu.  En çok hoşuma giden kısımda Regan'ı aralarında paylaşamamaları olmuştu.  


Regan çok küçük yaştayken ailesini yangında kaybediyor. Ailenin en büyüğü Jason Dayı olduğu için Regan’ın vasiliğini alıyor ve ona sahip çıkıyor. Tabii diğer dayılarıda. Ama Regan daha çok küçük olduğundan Jason’un yanında kalıyor ilk başlarda. Fakat 4 bekâr erkek, 4'üde yeğenleriyle vakit geçirmek istiyor. Hepside şehrin farklı yerlerinde yaşadıkları için yılın bazı zamanları birinde bazı zamanları diğerinde kalması için anlaşıyorlar. Sizinde anlayacağınız üzere Regan’a aşırı düşkünler ayrıca çok sahiplenici ve aşırı kıskançlar.

Kızımız kaç sezon geçmiş hala evlenememiş. Bunda dayılarının büyük bir etkisi var tabi. Bütün damat adaylarını tek tek değerlendiriyorlar, ince eleyip sık dokuyorlar ve hiç birini beğenmiyorlar. Ta ki Nicolas yeğenlerini kaçırıncaya kadar -gerçi onu da istemiyorlar ama mecbur kalıyorlar.- Tabi Tony dayısına kalsa düelloyla her şey halledilebilir ama o tatlı yeğeni karşısına geçip "Dayı ben onunla evlenmek istiyorum ona bir zarar verme" demesiyle ve birazcıkta masum bir şantajla dayıyı ikna ediyor. Yeğenlerinin istediği hiçbir şeyi ikiletmeyen 3 dayı ile birlikte Nicolas bir görüşmeye çağrılıyor. Böylece Nicolas başına bela almış oluyor... Başında 4 tane dayı varken -bir süre James Malory ortalıklarda gözükmüyor, sonradan çıkıyor ortaya- Regan'dan kaçamayacağı belliydi. 

Nicolas bizim bildiğimiz onurlu erkeklerden değil. Hani masumları baştan çıkarmamaya yemin etmiş, onlardan köşe bucak kaçan, kaçamadığı noktalarda da onlara tam bir beyefendi gibi davranan centilmen erkek sınıfına girmiyor. O tam bir baş belası. Davetin nerden geldiğine bakmıyor. Onun tek bir kuralı var oda “asla evlenme!”. Düelloda ölmeyi bile göze alıyor ama evlilik denildiği zaman köşe bucak kaçıyor. Aslında onun da kendince sebepleri var fakat en azından masumları rahat bırak be adam! Anladık karşı konulmazsın, çekicisin, yakışıklısın ama o kızların suçu ne? :) 

Geride bıraktıklarının ahı dokunmuş sana belli. Bu sefer istediğini aldıktan sonra kaçamıyorsun tatlı Nicolas. Senin baştan çıkarıcılığın kadar karşında ki kızda inatçı. Sağlam bir kayaya tosladın bu kez. O yüzden seni okumak çok zevkliydi. Kimi zaman yaptıklarından dolayı seni bir güzel dövmek istesem de elimdekilerle yetinmek zorunda kaldım her defasında. En azından sanki ön sipariş vermiş gibi James’in seni bir güzel benzetmesi benim için ufak bir teselli oldu. Aslında sana hem en büyük cezayı hem de en büyük hediyeyi Regan verdi. Seninle evlendi sonunda daha ne olsun değil mi? 

Çok uzatmamak gerek. Sonra kendimi kaptırdığım zaman sayfalar dolusu yazıyorum beğenerek okuduğum kitaplar hakkında. Konu kitap oldumu kimse susturamıyor beni konuştukça konuşasım geliyor. O yüzden burada ben kendime bir dur diyeyim. Sizde devamı için en yakın zamanda bir kitapçıya uğrayın derim. Çünkü tek kelimeyle muhteşem bir kitaptı. Ara ara çeviriden kaynaklı sorunlar vardı fakat göze çarpacak kadar değil. Hemen alışıyorsunuz çevirmenin tarzına. 

5 puan

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

BLOG DESIGN BY KRİSTALKİTAP