"Dünyada sadece tek bir şey kötü yürekli bir insana karşı durabilir. O da başka bir insandır.
Ayıbımızda yatar şerefimiz. Sadece bizim ruhumuz, kötülüğe açık olan ruhumuz, onu yenmeye muktedirdir.

― Ursula K. Le Guin, En Uzak Sahil
shadow

Judith McNaught - Aldığım Her Nefeste (Second Opportunities #4)

Kasım 11, 2013
Tür: Tarihi Aşk Romanı
Goodreads Puanı: 3.79
Orijinal Adı: Every Breath You Take
Sayfa Sayısı: 391
Baskı Yılı: 2006
Çeviri: Melih Ertaş
Yayınevi: Epsilon Yayınları


Gökyüzüne doğru yükselen görkemli görüntüsü ve mücevher gibi parlayan vitray camlarıyla Wyatt Malikanesi, karla kaplı tepenin üzerinde kraliyet tacı gibi durmaktadır. Böyle bir görüntünün, başarı ile mutluluğu simgeleyeceği düşünülse de, Wyatt ailesi uzunca bir süredir mutsuzluğun karanlığında yaşamaktadır. Paranın gücü yaşlı Cecil Wyatt'in kayıp olan torunu William'ı bulmasını sağlayamamış, polis William'ın üvey kardeşi gizemli Mitchell Wyatt'ın bu kayıptan sorumlu olduğundan kuşkulanmaya başlamıştır. 
Kate Donovan, tropik bir adada kendisine hayatının en coşkulu anlarını yaşatacak olan adamın, aynı zamanda en büyük mutsuzluğu da getireceğini bilmeden, karanlık bir karizması olan Mitchell Wyatt'a aşık olur ve bir karabasanın içine düşer. Kendini ve sevdiklerini koruyabilmek için de bu büyüleyici adama savaş açmak zorunda kalır.


Yaklaşık 20 gündür ne kitap okuyorum ne ders çalışıyorum. Kendimi resmen internette öyle boş boş dolanmaya ve arada bir dizi izlemeye adadım. Ders çalışmamamda ki en büyük etken tembelliğim kabul ediyorum ama kitap okumamda ki en büyük etken ise, şuanda yorumunu yapmakta olduğum kitap! Kitaba laf etmiyorum her Judith kitabı gibi buda kesinlikle güzeldi ama içinde birkaç tane benim sevmediğim özelliklerden barındırıyordu.

Kitap hakkında sevdiğim ve sevmediğim şeylere gelince... Romantik bir kitaptı gerçekten! Oldum olası romantik olan her şeye bayılıyorum ben. Ölümsüz aşklar olsun, her şey mutlu sonla bitsin, arada bir bocalamalar olsun ama yine her şey tatlıya bağlansın. Herkes mutlu olsun yüzü gülsün, kötü adamlarda cezalarını çeksinler. Çok hayal dünyasında yaşıyorum biliyorum ama kitap okumayı hepimiz zaten bu yüzden sevmiyor muyuz? Hayal dünyalarımızın, hayat verilmiş versiyonlarını buluyoruz her bir kitapta. Yine konudan saptım değil mi? Halbuki kitapta sevdiğim şeylerden bahsediyordum. Neyse, çok fazla geriye sarmadan, kitabın benim hayallerimde yaratmış olduğum dünyanın başka bir bakış açısından yazılmış olmasını çok sevdim diyebilirim.

Bir erkek ve bir kadın. İlk görüşte aşık olurlar ama bunun farkında bile değillerdir. Sonra aşklarının ölümsüzlüğünü kanıtlamaları için bir sınava tabii tutulurlar. Karşılarına bin bir türlü olumsuzluk çıkar. Belki ayrı yollara gitmeye karar verirler ilk başlarda fakat yine kazanan aşk olur. Ne yapıp edip çifti bir araya getirir ve tüm yanlış anlamalar ortaya döküldükten sonra herkes mutlu sona kavuşur. Evet, evet ben bunu sevdim işte!
Ama sevmediğim şeylerde var elbet. Mesela kadın karakteri neredeyse hiç sevmedim. Çünkü sen kalk 4 senelik bir ilişkin varken, erkek seninle evlenmeyi düşünecek kadar ciddiyken (ki sende ona koskoca 4 seneni vermişsin bu işin sonu illaki bir yerlere gider değil mi? Yani her şeyi geçtim bir insan birine 4 sene boyunca katlanıyorsa demek ki onu seviyor, ona değer veriyor demektir.) sen tüm bunları geride bırak, -ki tam olarak yaptığı da bu değildi, bir ilişki bitmeden diğerine daldı resmen!- sokakta öylece karşılaştığın adamın anında yatağına gir! Tamam işte tam burada tiksindim kızdan. Ne olursa olsun, isterse ilk görüşte aşk olsun, isterse diğer adamı hiç sevmesin umurumda değil. Aldatmanın hiçbir türlüsü için haklı bir sebep görmüyorum ben. Birde kitabın neredeyse ilk yarısını sadece bu ‘malum iş’ kapsıyor. Sevmiyorum işte ben bunu. Yani bir çekim, tutku, arzu falan olur elbet ama bu kadar çok dile getirilmesi beni rahatsız ediyor. Burda ki sözüm yanlış anlaşılmasın. Kesinlikle erotik bir roman okumuyorsunuz! Ama erkek kadını yatağa atmaya çalışır, kadın nazlanır, erkek çabalarını arttırır, sonunda kadında da karşı koyamaz falan. Bu çekişmeleri okuyoruz sürekli olarak.

Yine de objektif bir açıdan baktığımız zaman, boş bir kitap değildi. Çift arasında geçen diyaloglar kimi zaman eğlenceli kimi zaman duygusaldı. Yer yer güldürürken, kimi yerde ise öfkelendirip sonra da bizi duygusal bir moda sokmayı başaran bir kitaptı. Ben kitabı sevdim. Ara birde çok azcıcık polisiye katılması da güzel olmuş - insanı sıkacak kadar çok değil-. Kitaba hareketlilik katmış kesinlikle. Bu kitabı kesinlikle okuyun! Falan diyemem ama boş bir zamanınızda okuyacak kitap arıyorsanız o zaman okuyabilirsiniz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

BLOG DESIGN BY KRİSTALKİTAP