"Dünyada sadece tek bir şey kötü yürekli bir insana karşı durabilir. O da başka bir insandır.
Ayıbımızda yatar şerefimiz. Sadece bizim ruhumuz, kötülüğe açık olan ruhumuz, onu yenmeye muktedirdir.

― Ursula K. Le Guin, En Uzak Sahil
shadow

Alıntı: Jennifer L. Armentrout - Saplantı

Ocak 11, 2014





Siktir. Bu beni hiç mutlu etmemişti. Benim bedenimde bir tane bile sabırlı kemik yoktu ve bir kadının etrafında yalnızca tek bir sebepten ötürü bulunurdum: ilkel bir açlığı doyurmak.


Aramızdaki iyi adam ben değildim. Büyük olasılıkla Bayan Cross'u öldürecektim.


Ulu Tanrım, attığı her bir adımda tişörtünün altında kasılan ve gevşeyen boğum boğum kasları seçebiliyordum. Bu adamın taş gibi karın kaslarına sahip olduğuna tasarruf hesabımda biriktirdiğim tüm paraya bahse girerdim.


"Yaklaşma bana."
"Öyle bir niyetim yoktu aslında ama en azından 'hayatımı kurtardığın için teşekkür ederim' filan gibi bir şey bekliyordum."
"Sen insan değilsin."
"Bunun senin hayatını kurtarmış olduğum gerçeğiyle pek bir alakası yok."


Dudakları serin ve dolgundu. Şaşkınlık içinde ben de ağzımı açtım.
Tadı kar gibiydi; karanlık ve koyu bir şeyi hatırlatıyordu, çikolata gibi.
Ama Hunter beni öpmüyordu.
Beni içine çekti.


Onu tutup kendime çektiğimde enerji alanında dolaşan başka bir şey dikkatimi çekti. 
Mor halkaların arasında ince kırmızı çizgiler; tahrik olmuşluğun baş göstergesi. 
Çok fazla değildi. Serena oracıkta külotunu indirip üzerime atlayacak değildi ama gözümün önündeydi sonuçta. 
Merakımı fazlasıyla cezbetmişti.


Benim türümün böyle tatlı, minik şeylerde gözü kalırdı.


Normalde Luxen'le kendimi böylesine doyurmuşken üstüne bir insandan beslenmek, bifteğin üzerine dandik bir çizburger yemek gibi bir şeydi ama... offf. Serena'nın tadı -kabaran duyguları ve damarlarında dolaşan adrenalinle- enfesti. Tadı güneş ışığı gibiydi.


Onu zorlamamam gerektiğini biliyordum çünkü Hunter o panter gibiydi. 
Çok zorlanırsa ısırabilirdi.


Siktir. 
Tezgâhtaki üzeri örtülü sandiviçi gördüğümde tek düşünebildiğim bu olmuştu. 
Ne bok yemeye bana sandviç hazırlamıştı bu kız? 
Kendimi doyuramayacak türden bir adama mı benziyordum?


Siktir.
Serena uykusunda kalçalarını kıpırdatıyor, bana tüm rahatlığıyla yaslanıyor ve damarlarımda bir sıcaklık dolaşmasına neden oluyordu.
İki defa siktir.
Gözlerimi hafifçe aralayarak omzumun üstünden baktım. Perdelerin arasından ince güneş ışığı huzmeleri odaya vuruyordu. Az sonra kalkıp yola düşmek zorundaydık Gitmemiz gereken yere varmak için en azından beş saatlik yolumuz vardı.
Bir dakika önce olduğumdan daha serttim.
Üç defa siktir.


"Benimle yapacağın seksin hiçbir zaman uzun, yumuşak okşamalar 
ya da fısıldanan sözcükler barındırmayacağına sana söz verebilirim. 
Ben sert ve doğal yapmayı severim ama senin zevk alman her zaman önce gelir. 
Her seferinde."

2 yorum:

  1. Babe! I adore your blog soo much!! I'm your newest follower on Bloglovin' :-).. Hope you can follow back!

    Love,

    Noor
    http://queenofjetlags.com

    YanıtlaSil
  2. Hi, you have wonderful blog and great post, did we follow each other already? if not, would you like to follow each other? if you decided to follow me on BLOGLOVIN, please let me know so I can follow you back! thank you.

    xoxo, J
    www.love-joice.com

    YanıtlaSil

BLOG DESIGN BY KRİSTALKİTAP