"Dünyada sadece tek bir şey kötü yürekli bir insana karşı durabilir. O da başka bir insandır.
Ayıbımızda yatar şerefimiz. Sadece bizim ruhumuz, kötülüğe açık olan ruhumuz, onu yenmeye muktedirdir.

― Ursula K. Le Guin, En Uzak Sahil
shadow

Yorum: Son Kurtadam - Glen Duncan (The Last Werewolf / Bloodlines Trilogy #1)

Mart 04, 2016
Tür: Fantasy, Werewolves
Goodreads Puanı: 3.47
Orijinal Adı: The Last Werewolf
Sayfa Sayısı: 424
Baskı Yılı: 2014
Çeviri: İlbay Kurtoğlu
Yayınevi: İthaki Yayınları


Vampir romanı dediğimizde aklımıza hâlâ Dracula gelir, ama kurtadam romanı hep sahipsiz kalmıştı; Jake Marlowe ortaya çıkana kadar… O, zamanımızın bir kahramanı; gerçek bir anti-kahraman! Jake, kurtadamların sonuncusudur. 200 yılı geride bırakan Jake, içkisini elinden, sigarasını da ağzından düşürmeyen, cinsel hayatına düşkün bir kurtadamdır. Artık varoluşuyla ilgili bir krizin eşiğindedir, ancak gizemli bir şekilde, onun hayatıyla ilgili planları olan iki tehlikeli grupla, vampirlerle ve Av'la karşı karşıyadır. Hiç beklemediği bir anda tanıştığı bir kadın Jake'in hayatını altüst edecektir. Ama altüst olan sadece Jake'in hayatı mıdır? İngiliz yazar Glen Duncan, Son Kurtadam serisinin ilk kitabıyla efsaneye yeni, vahşi ve ateşli bir kimlik kazandırıyor. Sadece aksiyonu bol bir filmin erişebileceği bir sürükleyiciliğe sahip olan bu roman, aynı zamanda popüler kültüre, müziğe, edebiyata, sinemaya yapılan göndermelerle süslü. Duncan, nitelikli edebi üslubunu gotik romanın çıplak tekinsizliği ve macera romanlarının basit ama etkileyici anlatımıyla birleştiriyor.
(Tanıtım Bülteninden)


Son Kurtadam'ı okumamın üstünden epey zaman geçti aslında. Yorumlamadım da. Yorumlamak istemedim diyelim ya da. Cesaret edemedim.

Kitabın sonuna geldiğimde kalakaldığımı hatırlıyorum. Kitabı kapatıp rafa kaldırdığımı. Ağzımdan birkaç küfür kaçırdığımı. Sonra da beynim kendisini kitaba karşı blokladığını. Bunu anca bu şekilde açıklayabilirim. Bildiğiniz kitaba karşı kendini koruma altına aldı yani. Ne düşünmek istedi, ne de hakkında konuşmak. Üzerinden onca zaman geçmesine rağmen kabullenemedim son sayfaları.

İkinci kitabı almaya korkuyorum mesela. Çok istiyorum ama cesaret edemiyorum. Belki de hiç almayacağım. Yaşanılanları hazmedemeyeceğim belki de.

Bugün bu satırları yazıyorsam, sebebi; kitabı elime alıp şöyle bi kapağına bakmamla bastırdığım tüm duyguların yavaş yavaş kendini yüzeye çıkarması. Kendini özletip üzerine düşünmem için beni zorlaması. İnat ediyorum, reddediyorum ve tabii beceremiyorum. Düşünüp duruyorum yaşanılanları. Hikayeyi. Karakterleri. Kurguyu. Bana ne kadar gerçek hissettirdiğini. Fantastik olmasına rağmen, aslında hiç de hayal ürünü bir kitap olamadığını. Hani çoğu fantastik ve bilim-kurgu kitaplarında yaşarsınız onu. Size ne kadar olağanüstü gelse de hikaye, ne kadar gerçekçi gelse de, bi yerlerde, okurken farkındasınızdır kurgu olduğunun.

Çok nadir yazarlar yakalar sizi böyle yakanızdan ve kitabın içine çeker. Silkeler sizi şöyle bi yarattıklarıyla. Karşısına geçip "sen kurgusun." demeye çalışırsınız ama kendi söylediğinize bile inanmazsınız. Öylesine bir kitap işte Son Kurtadam. Öylesine gerçek. Öylesine lanet. Pençesini size geçirdimi kurtulamayacağınız, kurtulmak istemeyeceğiniz bir kitap...

2 yorum:

  1. bir yerde erotik olduğunu duymuştum fazla rahatsız edici mi acaba ^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay hayır be ne erotiğiymiş. Sadece adam rahat konuşuyor. Seviştik yerine becerdim diyor mesela ya da lanet olsun yerine siktir diyor. O kadar. Onu diyen kişi pek fazla erotik kitap okumamış sanırım. :) Ben hiç rahatsız olmadım da açıkçası yazarın bu tarz sert ifadelerinden. Karakteri bize tam anlamıyla yansıtması açısından yeterli seviyede kullanmış.

      Sil

BLOG DESIGN BY KRİSTALKİTAP