"Dünyada sadece tek bir şey kötü yürekli bir insana karşı durabilir. O da başka bir insandır.
Ayıbımızda yatar şerefimiz. Sadece bizim ruhumuz, kötülüğe açık olan ruhumuz, onu yenmeye muktedirdir.

― Ursula K. Le Guin, En Uzak Sahil
shadow

Eşleşme - Ally Condie (Eşleşme, #1)

Mayıs 18, 2015
Tür: Dystopia, Young Adult, Romance,
Goodreads Puanı: 3.71
Orijinal Adı: Matched
Sayfa Sayısı: 352
Baskı Yılı: 2013
Çeviri: Emine Ayhan
Yayınevi: DeliDolu Kitap


Sizce “kusursuz” bir yaşam mümkün olabilir mi?

Kimi seveceğinize, nerede çalışacağınıza, hatta ne zaman öleceğinize başkalarının karar verdiği bir dünya düşünün.

Bu dünyada uzun bir hayata, harika bir işe, ideal bir eşe sahip olmak için neredeyse hiçbir bedel ödemeniz gerekmiyor çünkü tüm seçimleri sizin adınıza görevliler yapıyor. Üstelik hepsi “kusursuz” seçimler.

Tüm hastalıkların tedavi edildiği, insanların uçan trenlerle seyahat ettiği, eşleşme yoluyla “eşsiz” evliliklerin, ailelerin ve nesillerin yetiştiği böylesi mükemmel bir dünyada, Toplum’un tüm üstün güçlerine ve kontrolüne rağmen mevcut sistem çatırdamak üzere…

Cassia’nın yapay bir cam fanus içerisinde yaşadıklarını idrak etmesi uzun sürmüyor. Toplum’un ona sunduğu mükemmel dünyanın tüm nimetlerine sırt çevirmeye hazır. Kalbinde hissettiği aşkın gücü ve özgürlük için göstereceği cesaret onu yeterince güçlü kılmaya yetiyor. Ama Toplum’a başkaldırabilmek ne yazık ki mümkün değil. En azından şimdilik…

Çevrildiği her dilde çok satanlar listesine girmeyi başaran Eşleşme, hayalin gerçekle, geçmişin gelecekle iç içe geçtiği fantastik bir dünyada yaşanan etkileyici bir aşk ve uyanış öyküsü anlatıyor.


Bu kitap hakkında çok fazla olumsuz yorum okumuştum. Ve şimdi neden diye sormak istiyorum? Neden? Ve birde teşekkür etmek istiyorum. Hem DeliDolu Yayınlarına -seriyi yayınladıkları için- hem de Vampirellanın Güncesine. Tavsiye ettiği bir seriydi. Denememi söyledi. Sen beğendiysen denemem gerek dedim. Ve sonuç... Keşke kitabı beğenip beğenmeyeceğime en başından kendim karar verseymişim dedim. Son aylarda kitap okumaya doğru düzgün vakit ayıramadığım halde Eşleşme'yi birkaç saat içinde bitirdim. Elimden hiç bırakmak istemedim. Üstelik kitap şimdiki zaman ekiyle yazılmıştı ve ben hiç rahatsız olmadım.

Bir kitabı okurken en sevmediğiniz kısımlar her halde karakterin iç sesleridir. Kimi yazar o kadar uzatır ki iç sesleri off yeter artık diyalog yok mu dersiniz. Eşleşme'de ise Carissa'nın iç seslerini özellikle çok sevdim ben. Düşünce yapısı ve sorgulamaları bana göre tam kararındaydı. Ve yazar nasıl becerebildiyse çok akıcıydı kitap. Şaşırtıcı değil mi? Şimdiki zaman ekiyle yazılan ve aksiyonu olmayan bir kitabın akıcı olması. Yazarın kalemi çok güçlü. Bu bir gerçek. Ayrıca tarzı da çok hoş. Okurken ağzınızda sıcak bir lezzet bırakıyor sanki. 
Bunca gürültünün ortasında kalınca,ben de ona gökyüzünü işaret ediyorum.
Umarım ne demek istediğimi anlamıştır, çünkü bu hareketle o kadar çok şey söylemek istiyorum ki:
Kalbimin hep onun adıyla çarpacağını.
Öyle uysalca gitmeyeceğimi.
Masallardaki melekler gibi uçmanın bir yolunu bulduktan sonra onu mutlaka bulacağımı.

Eşleşme'nin Distopya yönünü de çok iyi işlemiş yazar. Yaratmış olduğu dünyayı çok rahat gözünüzde canlandırabiliyorsunuz. Hissedebiliyorsunuz. Toplumun kuralları, baskısı, kimin kiminle evleneceğine, ne yiyeceğine, hangi işte çalışacağına karar verilmesine kadar her şey gerçek gibi geliyor size. Ve kitap aksiyon kitabı olmadığı halde bu özellikleriyle kendisine bağlıyor sizi. Evet duygusal yönü ağır basıyor, evet biraz durağan ilerliyor ama Eşleşme'yi de harika yapan bu. Çünkü her şeye rağmen sizi merakta bırakıyor, heyecanlandırıyor, duygusallaştırıyor. Bir sahnesi vardı ki gözlerimin dolmasına engel olamadım. 
Düşünüyorum da,
belki uçmanın en iyi yolu ellerine toprak doldurarak uçmaktır. 
Böylece insan nereden geldiğini, yürümenin bazen ne kadar zor olabildiğini hiçbir zaman  unutmaz.

Carissa'yı çok sevdim. Ky ve Xander'ı da. Bir kere karakter çok içten. Çok samimi. Çok fazla bizden biri gibi. Şey gibi değil hani, 15 yaşında olduğu halde daha ilk kitaptan sonsuz aşka tutulan ve ülkeyi kurtarmaya çalışan tiplerden. Tipik bir YA olmadığını böylece kanıtlıyor bize.
Gelelim kitabın konusuna. Hayır vazgeçtim. Konusuna değinmeyeceğim. Zaten okumayan pek fazla kişi kaldığını sanmıyorum ama hala okunmayanlar varsa bile sağdan soldan konusunu duymuşlardır diye düşünüyorum. Eklemek istediğim sadece şu var. Kitap aksiyon kitabı değil! Ona göre okuyun kitabı. Savaşlar, kaçışlar, gizli kapaklı yapılan işler yok Eşleşme'de. Duygusal yönü daha ağır basan bir distopya bu. Zaten her şeyin başlangıcı da 'Eşleşme' ile başladığı düşünülürse daha ilk kitaptan aksiyon beklemek pek doğru olmaz.


Bir  şeyi bir kez istedin mi, her şey değişir. 
Bense şu an her şeyi istiyorum. Hep daha, daha, daha fazlasını. Kendi işimi kendim seçmeyi istiyorum. 
Seçtiğim kişiyle evlenmeyi. 
Kahvaltıda turta yemeyi ve iz sürücünün  bandında değil  de gerçek  bir sokakta  koşmayı. 
Okumak  istediğim  şiirlere ve  yazmak  istediğim  sözcüklere  kendim karar verebilmeyi.  
İstediğim öyle çok şey var ki. 
Kendimi bir su gibi,  Cassia  adında  bir  kızın  şekline  bürünmüş  bir  istek  denizi gibi hissediyorum.

En çok da Ky’ı istiyorum.


Ayrıca karakter, Toplumun işleyişine karşı çıkan bir karakter değil. Çünkü her şeyin Toplum sayesinde mükemmel olduğuna inanıyor. Sorgulanmaması gerektiği, Toplum sayesinde bu kadar uzun ve sağlıklı yaşadıklarını, herkesin eşit olduğuna ve adaletli olunduğuna inanıyor. Hata yapılmadığını da düşünüyordu ki kendi eşleşmesinde yapılan bir hata sonucu aslında dünyanın o kadar da kusursuz olmadığını görmeye başlıyor yavaş yavaş. Kafasında soru işaretleri oluşmaya başlıyor. İnceliyor. Daha önce gözden kaçırdığı noktaları görüyor fakat daha Topluma baş kaldırmaya hazır değil. Henüz...

Gerçekleri tam anlamıyla görmeye başladığında neler olacağını çok merak ediyorum. Final döneminde olmasam hemen ikinci kitabı alıp okuyacağım ama maalesef. Zaten şu anda beni bekleyen bir kitabım daha var. Önce onun bitmesi gerek.

4 yorum:

  1. Distopya sevmeme ama,sırf kapak için bile alınmalı bu kitap bence. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eğer distopya sevmiyorsan bence tam sana göre bir kitap. Hatta distopyayı sana sevdirebilir bile. Çünkü fazla fazla savaş, aksiyon yok içinde. Farklı bir zamanda geçen YA romanı gibi. :)

      Sil
  2. Ben de zaman zaman distopya okusam da pek sevmem aslında, ilk kitabını tavsiyeler üzerine almıştım ve ikinci, üçüncü kitaplarını da sahaftan bulmuştum :) En kısa zamanda başlayasım geldi, yorum için teşekkürler canım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okuduğun zaman senin de yorumunu merak ediyorum. Umarım seversin benim kadar. ^_^

      Sil

BLOG DESIGN BY KRİSTALKİTAP