"Dünyada sadece tek bir şey kötü yürekli bir insana karşı durabilir. O da başka bir insandır.
Ayıbımızda yatar şerefimiz. Sadece bizim ruhumuz, kötülüğe açık olan ruhumuz, onu yenmeye muktedirdir.

― Ursula K. Le Guin, En Uzak Sahil
shadow

Yorum: Süper Dadı - Betül Güçlü

Ağustos 07, 2015
Tür: Romantik Komedi
Goodreads Puanı: 4.06
Sayfa Sayısı: 264
Baskı Yılı: 2015
Yayınevi: Müptela Yayınları


Âşıksanız;
Dağları delebilirsiniz, "Ferhat" derler,
Çölleri aşabilirsiniz, "Mecnun" derler,
Canınıza kıyabilirsiniz, "Romeo" derler,

Ya iki küçük sevimli canavarın tüm sorumluluğunu alıp, kalplerini çalar ve oradan sevdiğiniz kadına ulaşmayı başarırsanız?

İşte o zaman, "Süper Dadı" derler.

Efran'ın verdiği zorlu, eğlenceli, acılı ve sevimli mücadeleyi okurken aşk uğruna girilebilecek en güzel sınavlardan birine şahit olacaksınız.

Beril, Baler, Sare ve Efran'ın "aile"si sizi de aralarına alacak kadar sevgi dolu; gerçek bir aile olmak için kan bağından daha fazla ihtiyacımız olan tek şey de bu.


Eveeet. Süper Dadı uzun zaman önce bitti tabii ama yorumu yayınlamak bugüne nasipmiş. Kitap kısacık olduğu için 2 saat kadar kısa bir sürede bitiyor. Ve ben nadir bir şey yaparak Türk yazar okudum. (Aslında benim Türk yazarlara karşı olan ön yargımı kıran bir yazar var. Onun sayesinde okudum biraz da. Yoksa kitaba başlamamak için direnirdim. Bu yazarın da kitabının çıkmasını sabırsızlıkla bekliyorum. Umarım bir kaç ay içinde kitabı okuma şansımız olur.) İnanın yorum yazarken çok zorlandım. İki kelimeyi bir araya getiremedim. :D Çünkü yazar, yazdığım her şeyi kelimesi kelimesine okuyabilecek. Yazdıklarımı anlayabilecek. :D Offf off. Neyse. Ben Kristal'im. Şu güne kadar bir kitap hakkında ne hissettiysem aynısını her zaman aktarmaya çalıştım için yine farklısını yapmamaya özen gösterdim. Kitabın konusundan azıcık bahsederek başlıyorum yoruma.

Erfan, âşık bir adam. Buz gibi soğuk, dışarıya kapalı ve duvarları olan bir kadına. Beril, ikiz çocuk annesi. İlk eşi onu çocuklarıyla birlikte bırakarak kaçmış. Haliyle erkeklere karşı güvenini yitirdiği için kimseyi yanına yaklaştırmıyor. Erfan kadını gölge gibi takip ediyor, fırsat kolluyor ama açık bulamıyor. En sonunda kadının çocuklarına dadılık yaparak kaleyi içten fethetmeye karar veriyor. İlk önce çocuklarının kalbini kazanırsam, Beril'in de kalbini kazanırım diye düşünüyor. Şimdi konusu aslına bakarsanız çok romantik ve tatlı. Güzel işlendiği zaman harika bir romantik-komedi olurmuş. Konusuyla beni kendisine çekti kitap. Ve bu benim için bir artı.

Ama kitabın sevdiğim ve sevmediğim, fazla ve eksik bulduğum yönleri var. Yani konusu sadece yeterli değil. Sevdiğim kısımları çok rahat okunuyor olması. Ve konusunun orijinalliği. Sevmediğim ya da sevmediğim değil de okurken beni rahatsız eden bir durum diyelim, yazarın üslubuydu. Cümle sonları genelde, 'genç adam, genç kadın, adam, Beril, Erfan vs...' diye bitiyordu. Buda haliyle yazarın kendini sürekli tekrar etmesine sebep olmuş. 

Yazarın kendini tekrar ettiği bir kaç yer daha var. Karakterlerin karakterleri, ufak bir kalıba sığdırılmış gibi olduğu için belirli bi tepki dışına çıkamadılar. Konuşmaları, düşünceleri, hal ve hareketleri hep aynı. Dönüp dolaşıp aynı şeyi okuyorsunuz bi yerden sonra. Gerçi kitap Allahtan akıcıydı da en azından sıkılmıyordunuz.

Kitabı tümüyle ele aldığınız zaman, evet güzel bir konusu var. Evet, rahat okunuyor. Ama kendini tekrar ettiği gibi, çok büyük bir eksikliği de sahip. Betimlemeler. Karakterleri tanımıyorsunuz. Kadının soğuk, adamın âşık olması haricinde elle tutulur hiç bir hikâyeleri yok. Aynı şey diğer karakterler içinde geçerli. Ne tiplerini biliyorsunuz, ne de huylarını. Kafada tam oturtulmadan, karakterlerin geçmişleri yaratılmadan yazıldığı fazlasıyla belli. Tek kelime var onlar için. Erfan, âşık bir adam. Beril, soğuk bir kadın. Sema (Beril'in arkadaşı), flörtöz bir kadın. Çocuklar, yaramaz... Tüm söyleyebileceğiniz bu.

Aslında bu konu da ben biraz da editöre kızıyorum. Yazarın ilk kitabı olduğu ve amatör olduğu çok belli. İş burada biraz da editöre düşüyor. Yazarı yönlendirmeli, eklemeler yapmasını istemeli, birlikte çalışmaları ve okuyucuya bir kitap sunduklarını unutmaması gerekiyordu. Sadece imla hatalarını gidermekle olmuyor bu işler maalesef. 

Ben kitabı okuduğum için pişman mıyım? Hayır değilim. Pek bir beklentim yoktu zaten. Sadece bana hoşça vakit geçirtmesini bekledim o kadar. Kitaba, 'roman' vasfıyla yaklaşamadım hiç. Her hangi birinin yazdığı bir 'hikâyeyi' okuduğumu düşündüm. 

Son olarak tavsiye kısmına gelelim. Açık konuşmak gerek. Benim tavsiye ettiğim kitaplar genel de çıtaları epey yüksek olan kitaplar. Süper Dadı için aynı şey geçerli olmadığından, okuyucunun kendi insafına bırakıyorum. İlla okumak istiyorsan okursun. Ama okumasan da büyük bir eksiklik hissedeceğinizi sanmıyorum.


Not: Kitaba 2 veresim gelmiyor, ama 3'te veresim gelmiyor. Aralarda bir yerlerde. Belki 2,5, belki 2,75.

4 yorum:

  1. artık bir çok yayın kuruluşunun amacı para kazanmak olduğu için amatör kitapları çok rahat yayınlıyorlar. üzücü..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yani. :D Hayrına kitap basmıyor onlarda. Ticaret yapıyorlar. :) Sadece daha titiz olsalar daha çok kazanacaklar bana kalırsa. :D

      Sil
  2. Bence bu hikaye wattpadden dönüştürülen birçok hikayeden çok daha kaliteli .Ayrıca karakterin adı Erfan değil Efran.Tabiki eksiklikleri var ama çok göze battığını düşünmüyorum.Ben şahsen beğenmiştim kitabı��

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Diğerlerini okumadım hiç, o yüzden karşılaştırma yapamayacağım. :)

      Karakterin adını da yanlış yazmışım artık kusura bakmayın. Okurken de hep Erfan diye okumuştum. :))

      Benim gözüme battı işte. O kadar çok sağlam kurgular okudum ki ister istemez bu tarz hikayelerdeki eksiklikler gözüme batıyor. :))

      Sil

BLOG DESIGN BY KRİSTALKİTAP