"Dünyada sadece tek bir şey kötü yürekli bir insana karşı durabilir. O da başka bir insandır.
Ayıbımızda yatar şerefimiz. Sadece bizim ruhumuz, kötülüğe açık olan ruhumuz, onu yenmeye muktedirdir.

― Ursula K. Le Guin, En Uzak Sahil
shadow

Yorum: Hep Seninle Olacağım - Sharon Sala (Blessings, Georgia #2)

Haziran 07, 2016
Hep Seninle Olacağım
Hep Seninle Olacağım
Tür: New Adult, Romance
Goodreads Puanı: 4.18
Orijinal Adı: I'll Stand By You
Sayfa Sayısı: 384
Baskı Yılı: 2016
Çeviri: Eda Tevrizci
Yayınevi: Nemesis Yayınları
Ön Okuma: Hep Seninle Olacağım

Dori Grant, yaşamın karşısına her gün başka bir zorluk çıkarmasına artık alışmıştır. Can damarı dedikodu olan bir kasabada yaşamaktadır. Üstelik bekâr ve gencecik bir annedir. Hiç kimsenin onu onaylamadığı bir yerde büyükbabasının yardımıyla küçük oğluna bakmaya çalışmaktadır.

Johnny Pine ise annesini uyuşturucudan kaybetmiş, babası da ömür boyu hapse mahkûm edilmiş genç bir adamdır. İki küçük kardeşini canından çok seven Johnny,  Sosyal Hizmetler kardeşlerini ondan ayırmasın diye elinden geleni yapmaktadır.

Kasabada yaşanan büyük bir felaket Dori ve Johnny’nin yollarını birbiriyle kesiştirdiğinde, en büyük korkularıyla yüzleşmek zorunda kalırlar. Üstelik yapayalnızken…


Bir hikaye daha bitti. Tatlı acı bir hikayeydi bu sefer. Hani şu mutlu sonla biteceği kesin ama araya türlü belalar sokarak karakterlerin çile babası yapıldığı hikayelerdendi. :)

Okuması çoğu zaman keyfli yer yer ise komikti. Yazarın akıcı ve rahat bir üslup benimsemiş olmasıyla birkaç saate rahatlıkla bitebilecek bir kitap Hep Seninle Olacağım.

Yazarın üslubuna biraz daha değinmek istiyorum. Şöyle ki bana okurken çoğu zaman günümüz romanlarından uzak bir anlatım benimsemiş olduğunu hissettirdi. Kitap daha eskiymiş gibi -bu histen kurtulamayınca basım tarihine baktım, Haziran 2015'te basılmış. Yani eski değil aslında. Yazarın anlatım tarzını şu şekilde açıklayabilirim: Modern zamanda yazılmış romanlar hani daha doğal yazılmayı amaçlar. Diyaloglar, karakterlerin tepkileri, yaşanacaklar vs. hepsinin daha doğal olması için çalışılır. Belirli bir dönemde ise diyaloglar daha çok doğru zamanda doğru yerde ne söylenmesi gerekiyorsa onun söylenmesi üzerine programlıdır. Yaşanan olay karşısında karakterden vermesi beklenen tepki belirlidir ve o kalıbın dışına pek çıkılmaz bu tür kitaplarda.

Yada bir dakika. Böyle bi genelleme yapmam ne kadar doğru bilmiyorum açıkçası. Çünkü bahsini ettiğim dönemde yazılmış kitaplardan okuduklarım bir elin parmaklarını geçmez.

Ay, neyse. Demek istediğim şey şuydu: Günlük hayatta konuşurken biz geliyom gidiyom deriz ya, bu eğreti durmaz ama geliyorum gidiyorum dediğimizde bi garip gelir. Kitaptaki diyaloglarda böyleydi işte. Her şey doğru, her şey düzgün. Çocuk karakterler bile beklenen yerde beklenen şeyi söyleyip yaşından daha farklı bir role bürünmek zorunda bırakılmış gibiydi. Gerçi ben bundan rahatsızlık duymadım. Aksine komik geldi. :) Şu birkaç satır yukarı da 'yer yer komikti' derken kastettiğimde buydu. :)

Hikaye iki çile babası karakterin, çileli olaylarla yollarını kesiştirip yine çileli bir hayata sürüklemesini, sonunda ise eh hak ettikleri mutluluğun ve refahın katbekatını buldular, çektikleri çileye değer mi tabii orası tartışılır dedirtecek bir şekilde sonlamasını konu alıyor. :)

Karakler 20 ve 18 yaşlarında. Aslında daha küçükler ama 'hayat' onları erkenden olgunlaştırmış işte. Dori çocuk yaşta bebek sahibi olurken Johnny ise 18'inde iki minik kardeş ile başbaşa kalmış. İkisi de hayatlarını bir şekilde yoluna koymaya çalışıyor.

Dediğim gibi ben okurken çoğu zaman keyif aldım fakat ben bu tarz kitapları okumasını seviyorum. Sizler pek hazzetmiyorsanız eğer fikrinizi değiştirecek kitap bu değil maalesef. Yine de ön yargılardan arınıp şöyle bi göz atmaya çalışırsanız mutlu olurum. Bunun için ön okumasını da bloga eklemiştim. Linki kitabın biyografisinde. Oradan ulaşabilirsiniz. :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

BLOG DESIGN BY KRİSTALKİTAP