"Dünyada sadece tek bir şey kötü yürekli bir insana karşı durabilir. O da başka bir insandır.
Ayıbımızda yatar şerefimiz. Sadece bizim ruhumuz, kötülüğe açık olan ruhumuz, onu yenmeye muktedirdir.

― Ursula K. Le Guin, En Uzak Sahil
shadow

Yorum: Mistik Şehir - Theo Lawrence (Mystic City #1)

Nisan 12, 2014
mistik şehir kitabı
mistik şehir kitabı

Tür: Dystopia, Young Adult,
Goodreads Puanı: 3.79
Orijinal Adı: Mystic City
Sayfa Sayısı: 384
Baskı Yılı: 2014
Çeviri: 
Yayınevi: Dex Yayınları


Aşk asla unutmaz.

Manhattan sular altında.
Küresel ısınma, kaotik bir şehir yarattı.
Bir kız, aşkını hatırlamıyor.
Ve tıpkı Romeo ve Juliet'teki gibi
iki düşman aile yüz yüze geliyor.

Manhattan’ın hükümdarları
sular altındaki eski şehri yoksullara bıraktılar.
Ve kendilerine gökdelenlerin tepesinde
yepyeni bir şehir inşa ettiler.

Şimdi büyü gücüne sahip mistiklerin enerjilerini
sömürerek ayakta kalıyorlar.

Yükseklerde yaşayan Aria Rose,
ailesinin gücünü artırmak için bir evliliğe zorlanıyor.
Fakat yakışıklı bir mistik ve tutkulu
bir devrimci olan Hunter’ın ortaya çıkışı
Aria’nın hayatını sonsuza dek değiştiriyor.

Korkunç bir isyan ateşlenmek üzere…


Mistik Şehir ilk çıktığı günden beri dikkatimi çeken bir kitaptı. Sonunda aldığımda ise şöyle bir ilk bakış yapayım istemiştim. Puntoları nasıl, cümle yapısı nasıl vs. diye. En nefret ettiğim cümle kalıplarına sahip olduğunu görünce daha da gitmemişti elim kitaba. Fakat sonra 'OburKitaplık' blogunun sahibi, kitabın güzel ve farklı bir konuya sahip olduğunu tavsiye edebileceğini söyleyince, bir kez daha şans vermem gerektiğini düşündüm ve kitabı elime alıp okumaya başladım... :)

İşte okuyup bitirdikten sonra, kitaba bakış açım;

İlk sayfayı okuduğumda oooo ne güzel başladı diye bir iç çekmiş ve devamında olacaklara kendimi hazırlamamıştım. Çünkü kitabın konusuna dair hiç bir şey bilmiyordum. Evet arka kapağa bakmamak için, kitap hakkında yazılan yorumları okumamak için çok direndim ve itiraf ediyorum sırf kapağı ve türünün distopya olmasından dolayı dikkatimi çekiyordu. Bu yüzden midir bilmiyorum ilk başlarda şu 'mistik' insanların ne iş olduklarını, 'mistik gücün' ne olduğunu algılayamamış ve kitabı okumakta zorlanmıştım. Birde cümlelerin sürekli olarak şimdi zaman ekiyle bitmesi beni daha da bir deli etmişti.

>>> bkz: İlk 20-30 sayfada ben. <<<
mistik şehir kitabı

Ama gel gör kiiii o ilk 20-30 sayfa sonra 180' lik bir dönüş yapmış kitabın cidden güzel ve farklı bir konusu olduğuna kanaat getirerek, okumaktan keyif almaya başlamıştım.

>>> bkz: İşte buda benim ilk 20-30 sayfadan sonraki halim. <<<
mistik şehir kitabı

Kitabın az detaylı bol gevezelik içeren konusuna değinelim biraz. Benim gibi okurken bu ney şimdi bu nasıl oluyor gibi derin düşüncelere dalmayın. Kitabın keyfini çıkarın. Ben konusunu biliyorum okumasam da olur diyenler 'Kitabın Artıları&Eksileri' bölümüne atlayabilirler. :)

Mistik Şehir'in Manhattan'da geçen bir öyküsü var. Dönem itibari ile gelecekte geçiyor ama ne kadar ile bir zaman olduğunu tarih olarak kestirmek güç -kitapta geçiyorsa da ben hatırlamıyorum valla-. Bana göre de okurken çağrıştırdığı teknoloji ile bir 30 sene kadar ilerisidir diye tahmin ediyorum. Küresel ısınmadan dolayı dünyanın nevri dönmüş, bir yandan okyanuslar taşıp şehirler sular altında kalıyor, bir yandan da ozon tabakasının delinmesi üzerine dışarısı artık sürekli olarak sıcak. Öyle ki karakterler kısa bir süreliğine bile dışarı adım atsa, terden pantolonum, saçlarım üzerime yapıştı diye söylemlerde bulunuyorlar.

mistik şehir kitabı

Şehir iki bölgeye ayrılmış durumda. Kartal yuvası -şehrin sular altında kalmayan, sıcaklardan etkilenmemek için tüm kapalı alanların klimalar ile donatıldığı zengin kesimin yuvası- ve Derinler -burasıda fakirlerin ve mistiklerin pislik içinde yaşadığı, topraksız, bir yerden bir yere gidebilmek için botlara ihtiyaç duyulan, şehrin sular altında kalan bölgesi.

mistik şehir kitabı
Madem her yer su. Resimde ki motor ne alaka diyenler için, yan karakterlerden birinin uçan motoru varda. ^_^ Ondan ekledim resmi. Direkt olarak bana onu anımsattı.
Ve 'Mistikler'. Kitabımızın oluşmasını sağlayan karakterler. Ana konumuz. Bunlar vücutlarında büyü barındıran mistikler, cadılar, büyücüler, druidler, artık nasıl adlandırırsanız öyle bir varlıklar. Hepsinin ayrı bir özelliği ayrı bir gücü var. İnsanlardan farklı güçlere sahip oldukları için tehlikeli olarak sınıflandırılmışlar. Her sene güçleri vücutlarından çekilerek sindirilmeye, güçsüz duruma düşmeleri sağlanmaya çalışılmaktadır.

Ana karakterimizde Aria. Sadece bir insan. Tamam tamam sadece bir insan değil, şehri yöneten bir babanın kızı. Güçlü ve nüfuzlu bir aileden geliyor. Kusuru ise hafızasını kaybetmiş ve düşmanının oğluna aşık olmuş olması. Ama bu aşk öyle güçlü ki 'iki düşman aileyi' bir araya getiriyor. Çocuklar nişanlandırılıyor. Evlilik planları yapılıyor. Herkes 'dert etme Aria tekrardan Thomas'a aşık olacağına eminiz' havasında. Ama Aria bundan o kadar emin değil...
mistik şehir kitabı

Öte yandan ise Hunter var. Asimiz. Sevimli, eğlenceli karakterimiz. Bazen soğuk, bazen neşeli, bazen aşık bazende öfkeli hallerine şahit olduğumuz, her okuyucunun olmasa bile en azından bir grup okuyucunun aşık olacağı bir karakter. Şahsen ben aşık olamadım. Sadece fazlaca hoşlandım. YA grubunda fazlaca rakibi var zavallının elimde değil. :P 

Kitabın Artıları&Eksileri

Konusuna bu kadar değindikten sonra bu sefer yorum yapmak istemedim. O yüzden sizin için artılarının ve eksilerinin olduğu bir liste hazırladım. Böylesi hem benim için kolay oldu hem de sizler daha iyi olacağını düşündüm. Çünkü şuan gevezeliğim üstümde. Yorum yerine başka başka konularla doldurmak istemedim burayı. Öhh neyse tamam dönelim artılara eksilere.

Kitabın artı yönleri çok. Ama eksi yönleri de olduğu için favori kitaplarım arasına giremedi maalesef. Onlarda olmasaymış ayıla bayıla okunurdu belki de. Sonuç olarak işte artı yönleri; 
  • Aria'yayı güçlü buldum. Güçlü karakterleri her daim sevmişimdir. Ezik büzük pasif bir karakter değildi.
  • Yazar yansıtmak istediği dönemi güzel anlatmış. Akılda çok rahat canlandırılabiliyor.
  • Farklı ve hoş bir kurgusu var. 
  • Yan karakterler unutulmamış. Bolca yan karakter mevcut. Buda kitaba hareketlilik katmış.
  • Aksiyonu bol bir kitap. Kim düşman kim dost kestirmek güç.
  • Karakterin düşünceleri içinde sıkılmıyorsunuz. Çünkü bir şeye takıp kitap boyunca onu düşünen karakterlerden değil. Zihni sürekli farklı şeylerle meşgul.
  • Kitabın büyük bir çoğunluğu belirli bir ortamda geçmiyor. Farklı mekanları sık sık ziyaret ediyoruz. Buda sanki şehrin içinde tur atıyormuşsunuz hissi uyandırıyor insanda. Kitabın en sevdiğim yönlerinden biride bu oldu. Şehrin haritasını çıkarmak istesek çıkarabiliriz sanki. O derece zengindi anlatım bakımından.
  • Ve Hunter. Onu eklemezsek olmaz. Sevilesi bir karakter. Ayrıca aşık! Bir erkek aşık olunca dayanılmaz oluyor biliyorsunuz. O yüzden Hunter'a methiyeler düzmeme gerek yoktur değil mi? :)
Bu kadar artı yönünün yanında eksi yönleri bir kaç tanecik fakat görmezden gelmek olmaz;
  • Cümle yapısı! Kesinlike sürekli olarak şimdiki zamanda geçen cümle yapılarını sevmiyorum. Yazarlar belki geleceği yazdıkları için geçmiş zaman eki kullanmıyorlar bilmiyorum ama Türkçe'ye çevrilince cidden okuması zor oluyor. 
  • Bir kaç yerde kitap kendini tekrar ediyor gibi hissettim. Ufak bir bölümdü ama hissettirdi işte.
  • Mantığıma ters giden bir durum vardı. Şimdilik çatı-balkon-ve-kaçış- olayı diyeyim ve bu kadarı yeterli olsun. Ayrıntıları ile anlatırsam spoiler olur. Okuyanlarda belki ne demek istediğimi anlamışlardır. 
  • Kitabın sonlarına doğru daha duygusal bir ortam beklemiştim. Ama olmadı. Biraz soğuk kaldı Hunter. Aria'ya karşı değil de ailesine karşı. 
Vee son olarak Mistik Şehrin Dex tarafından hazırlanan tanıtım filmi... :)


7 yorum:

BLOG DESIGN BY KRİSTALKİTAP