"Dünyada sadece tek bir şey kötü yürekli bir insana karşı durabilir. O da başka bir insandır.
Ayıbımızda yatar şerefimiz. Sadece bizim ruhumuz, kötülüğe açık olan ruhumuz, onu yenmeye muktedirdir.

― Ursula K. Le Guin, En Uzak Sahil
shadow

Karen Marie Moning - Kan Ateşi (Fever #2)

Eylül 17, 2013
Kan Ateşi
Tür: Fantastik
Goodreads Puanı: 4.33
Orijinal Adı: Darkfever
Sayfa Sayısı: 288
Baskı Yılı: 2010
Çeviri:
Yayınevi: Epsilon Yayınları (4. ve 5. Kitapları Artemis yayınevinden.)


Kan görmekten korkar mısınız?
Hiçbir şey göründüğü gibi değildir ve yeri geldiğinde insanlar gördüklerine de inanmamalıdır...

MacKayla, Jericho Barrons ile beraber yaşamaya başlamıştır. Hem fiziksel olarak, hem de ruhen o kadar çok değişmiştir ki kızının peşine düşen ve onu ararken perişan olan babası bile Mac'i tanıyamaz.

Karanlık, gölgeler, çeteler ve sonu gelmeyen birçok cinayet ile artık her şey daha çok içinden çıkılmaz hale gelir. Güvenlik güçleri her konuda Mac'ten şüphelendikleri için her an onun peşindedirler. Mac'i takip eden sadece polis değildir. Zaten cevapsız sorular da işte tam burada başlar.

Net olan tek şey, Mac'in artık kan görmek istememesidir.


Çığlık atmak istiyorum. Bildiğiniz insanın avazı çıkana kadar attığı şu çığlıklar var ya hani işte onlardan bir tanesini atmak istiyorum bende. Lanet olası kitap bitti. Çok çabuk bitti. Lanet olası yazar daha uzun yazamamış mı? Neyse ki elimde 3. ve 4. Kitabım var. Ama yetiyor mu yetmiyor. 5 kitap çıkana kadar daha ne kadar daha okuyacağım bu seriyi baştan sona bilemiyorum. Keşke çıksa bir an önce ve bende merak ettiğim sorularıma cevaplar bulabilsem. Lanet olası kitap yine çok harika bir yerde bitiyor ama hiçbir ipucu bırakmıyor aklımızdaki sorular için. Aksine bizi daha çok soruyla baş başa bırakıyor. Şu yazar tam bir hazine doğrusu. Onun karakterleri kadar kendini gerçek hissettiren başka bir yazar daha okumadım hiç… Gerçi sinir olduğum bir kaç noktaya da değinmek istiyorum. Kitabın orijinalinde Barrons kesinlikle bir küfürbaz! 10 cümlesinden 5 inde muhakkak -fuck- küfrediyor. Ama Türkçe çevirisinde bu küfürlerin yerinde yeller esiyor. Anlamıyorum! Oraya yazacağınız sadece bir kelime var oda -siktir!- Bunu yazmak bu kadar mı zor? Yani yazarın bize tasvir ettiği o sert, küfürbaz, sinirli ve öfkeli adam portresini bozmak bu kadar mı hoşunuza gidiyor? Kitabı sansürlemekte nedir nasıl bişeydir anlam veremiyorum! Bu kitapları okuyanlar ilkokul çağında ki çocuklar değil ki ahlak yapıları okudukları şeyler yüzünden bozulsun! Ve yine bir diğer çıldırdığım nokta çevirmenin ATLADIĞI O KOCAMAN PARAGRAFLAR. Bir cümleyi çeviremezsin Türkçeye uyum sağlaması için değiştirirsin, iki cümleyi değiştirirsin anlarım ama o kocaman paragrafları nasıl atlayabiliyorsun aklım almadı! Neyse daha çok uzatıp da konu dışına çıkmayayım...

Bu kitabında konusuna gelirsek yine anlatabileceğim çok fazla şey yok elimde. Yani spoiler vermeden ne kadar konusu anlatılır bilemiyorum. Ama şunu söyleyebilirim ki Mac bu kitapta bir düşmanını alt ederken bir yenisi kazanıyor, Barrons hakkında ki bir gerçeği ortaya çıkarırken yanında da bir sürü –yine- gizem ve sırlarla karşılaşıyor. Karanlık Ateşte ki gibi bazı şeyleri inkar eden Mac değil artık o. Artık o da bir katil, onun da ruhu kararmaya başlıyor. İçinde ki o pembeler yerini yavaş yavaş kırmızıya, beyazlar ise gri ve siyaha bırakıyor. Bu yeni halinden memnun mu? Kesinlikle değil. Ama yaşamak için ruhundan ödünler vermek zorunda! Artık pembeler içinde ki o saf kızın bu dünyada yaşayamayacağını biliyor. Ve içinde ki intikam arzusu giderek daha da güçleniyor.

Ve Barrons… O yine tam bir muamma içinde.. Onun için diyebileceğim şey sadece; bu kitapta Barrons’tan içinizin yağlarını eriten birkaç jest göreceksiniz. Barrons sanırım gittikçe daha çok bağlanıyor bizim renkli kızımıza. Her zaman zıtlıklar birbirini çeker derler ya sanırım onlarda da aynı bu kavram geçerli. Bu kitapta karşımızda daha bir sahiplenici daha bir kıskanç çok çok az daha şefkatli bir Barrons var. Ve ahh ve öyle bir yer var ki artık ikisinin de birbirlerine olan çekimlerine karşı koyamadıkları bir nokta var. Yani öhöm öhöm. :)

Kitaptan yine birkaç alıntı yaptım. Özellikle okurken deli divane olduğum yerleri işaretliyorum. Daha sonra bir bakıyorum ki kitabın neredeyse hemen hemen her yerine birer işaret koymuşum. O yüzden aralarında bir seçim yapmak çok zor oluyor benim için.

İşte benim kitabı okurken neredeyse o an kitabın içine girmek için çıldırdığım birkaç Barrons sahnesi, hani şu size birkaç satır üstte bahsettiğim kıskanç, sahiplenici ve şefkatli Barrons yani.. ;)

 Alıntılar çok fazla yer kapladığı için ayrı bir post oluşturdum. Okumak için tık tık. :)

Alıntı: Karen Marie Moning - Kan Ateşi (Fever #2)

Daha o kadar çok alıntı paylaşmak isterdim ki... :( Ama tüm kitabı buraya yazamam. Fakat favori sayfalarım kesinlikle, 81. 99-100. 115. 136-137. 241...244. 249-250-251... 263. ve 283. Sayfalar. Eğer elinizde Kan Ateşi kitabı var ise bu sayfalara açıp bakabilirsiniz. :)


5 puan

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

BLOG DESIGN BY KRİSTALKİTAP