aşık bir adam sissoylu elantris kafes
"Dünyada sadece tek bir şey kötü yürekli bir insana karşı durabilir. O da başka bir insandır.
Ayıbımızda yatar şerefimiz. Sadece bizim ruhumuz, kötülüğe açık olan ruhumuz, onu yenmeye muktedirdir.
”

― Ursula K. Le Guin, En Uzak Sahil
shadow

Tılsım-ı Kudret - Göktuğ Canbaba

Şubat 19, 2018 3 yorum:
Uzun uzun yorum döşemeye hiç gerek yok valla. Canbaba’yı Ayyaş Buda ile tanıdım ve sevmiştim. Kitaba gözüm kapalı güvendim, yanılmadım. Bana göre akıcı bir anlatımı vardı. Elime aldığımın ertesi günü bitmişti bile. Hoş aynı gün içinde bile bitebilirdi iş güç olmasaydı. :) Konusuna detaylıca değinmeden kitabı şöyle bir anlatacak olursam: İslamiyet ve Yunan Mitolojisinden harmanlanmış öğelerle tanıdık dokular karşılıyor bizi kitapta. Tek bir yaratıcı ve onun yaratmış olduğu Tanrılar, muskalar, cinler, ney ile üflenerek dokunan tılsımlar ve daha neler neler.

Sıkmadan, tempoyü düşürmeden anlatıyor yazar. Zaman zaman geçmişe, Osmanlı dönemine gidip kitabın temelini oluşturan tılsımının yaratılışını okuyoruz, zaman zaman da günümüzde Fransız’ın tılsımın peşinde koşmasını. İlk kitap bitip de ikinciye geçtiğimiz de ise Kefenyırtan’ın artık sona ulaşmasının verdiği sabırsızlıkla muskanın süresinin dolması için Fransız ile giriştiği mücadeleyi okuyoruz.

Karanlık bir yönü olduğu kadar aydınlık bir tarafı da var kitabın.
Kitabı her açıdan sevdim ama en çok yazarın felsefesini sevdim: “İnsan kendi cehennemini kendi yaratır, yoktur cennet ya da cehennem.”

Evrenin Sonundaki Restoran - Douglas Adams (Hitchhiker's Guide to the Galaxy #2)

Şubat 16, 2018 Hiç yorum yok:
#alıntı

     “Yani,” dedi Kaptan, kelimeler arasında yolunu dikkatle seçerek, “sanırım, hatırlayabildiğim kadarıyla, biz oraya çarpmak üzere programlanmıştık.”
     “Çarpmak mı?” diye bağırdı Ford ve Arthur.
     “Eee, evet,” dedi Kaptan, “evet, bu da planın bir parçasıydı. Bunun şu anda tam olarak hatırlayamadığım çok iyi bir sebebi vardı. Şeyle ilgiliydi... ee...”
     Ford patladı. “Siz bir yığın yararsız Allahın cezası sersemsiniz!” diye bağırdı.
     “Ah, evet, işte bu yüzden,” diye gülümsedi Kaptan, “sebep buydu.”


***

“Eski ben öldü!" diye haykırdı. “Kendini öldürdü! Ölüler öyle ortalıkta dolaşıp yaşayanların işlerine karışmamalı!”

***

“Sizin tanrınız bir bahçenin ortasına bir elma koyar ve derki, arkadaşlar ne isterseniz yapın ama bu elmayı yemeyin. Sürpriz, sürpriz, elmayı yerler ve o saklandığı çalının arkasından fırlayarak ’sizi yakaladım’ der. Oysa yemeselerdi de bir şey değişmeyecekti.”


***


“Ulaşım biçimlerinin bir ço­ğunun sorunu diye geçirdi aklından, hiçbirinin çekilen
sıkıntılara değmemesiydi. Dünya’dayken sorun otomobillerdi. Bir yığın yapışkan, kara çamuru,kimseye zarar vermemesi için yerden toplayıp, araziyi kaplayan katrana ve havayı dolduran dumana çevirip, kalanı da denize dökmek, gibi dezavantajlar, bu vasıtalarla bir yerden bir yere daha çabuk ulaşmanın sağladığı avantajları bastırır gibi olmuştu -özellikle de vardığınız yer, muhtemelen bahsedilen dezavantajın sonucu olarak, ayrılmış olduğunuz yere çok benzer bir hale gelmiş bulunuyorsa, yani katranla sıvanıp, dumanla dolmuş ve balıklan tükenmişse.”

Yabancılık Oyunu - Cylin Busby

Kasım 12, 2017 1 yorum:

Yabancılık Oyunu, @misiskitap tan okuduğum en iyi kitaptı. Açık konuşmak gerekirse başta bi tereddüte düştüm. Beni neyin karşılayacağını bilemedim. Dramatik bi aile geçmişi ile hayatına devam etmeye çalışan bir kız kardeş okuyacağımı düşünmüştüm. Fakat okumaya devam ettikçe yanıldığımı fark ettim ve çok sevdim.

Spoilera girmeden konusuna dair anlatabileceğim tek şey, 4 yıl kadar önce kaybolan bir kızın tekrar geri dönüşünü, kayboluşundaki sırları ve flashbackler ile Sarah'ın geçmişini anlatıyor.

Gizemli, sırlarla dolu hikayeleri okumayı seviyorsanız, üstüne bir de "beni çok yormasın ama bu sefer, beynim allak bullak olsun istemiyorum," diyorsanız rahatça okunanan Yabancılık Oyunu'nu rahatça önerebilirim.

Ölüm Yarışı - John Dixon (Ölüm Adası#2)

Kasım 01, 2017 Hiç yorum yok:
Instagram yorumlarına o kadar alışmışım ki artık eskisi gibi detaylı ve uzun yorumlar yazamıyorum. Ölüm Adası yorumu da öyle oldu. Kısacık bişi ama napalım artık. 😁

Ölüm Yarışı bitti. Vay be dedim sonlara doğru. Epey heyecanlıydı. Nasıl sonuçlanacağı merak ettirdi bolca. Ölüm Adası'ndan daha iyiydi bana kalırsa. Ve bi üçüncü kitap gelse ne gerek vardı denmez kesinlikle alınır okunur. 😍 Okumam bu kadar uzun sürdüğü için üzgünüm yahu. Keşke daha önce otursaymışım başına. ☹

Seriyle tek derdim kimi diyalogların yetersiz hissettirmesi. Yani nasıl anlatılır ki?🤔 Samimi gelmediği anlar oluyor karakterlerin o kadar. Bir de hurra kelimesine sinir oluyorum. 😂

Yabancı - Albert Camus & Jacques Ferrandez

Ekim 26, 2017 1 yorum:
Günaydın.🙆

Yabancı'yı Kurukafa yayınlarının çekilişinden kazanmıştım. Gelir gelmez okudum. Çizimleri baskısı şahane. 😍 Ben daha çok manga okumaktan keyif alırım fakat bir türlü yıldızımın barışmadığı çizgi romanların sonunda Yabancı'yı okurken "Bitmesin." demeye başladım. 🙈 Özellikle çizimlerine bayıldım. Başından kalkamamamın sebebi de bu olsa gerek. Çok güzeldi. Bir ara tekrar okuyacağım. 😍

Kitabını okumadığım için her iki romanı karşılaştıramayacağım. Ne denli iyi aktarıldığını bilemiyorum yalnız kesinlikle kitabını okumak, Meursault'un bu kayıtsız görüntüsünün altında yatanlara daha bir inceden şahit olmak istiyorum.

Kitabını okuyanlar hikayeye aşinadır zaten yine de ben çizgi roman üzerinden şöyle bi değineyim.

Meursault'un annesinin vefatıyla başlıyor çizgi roman. Hikaye boyunca duygusuz denilebilecek aslında sadece her şeyi anlamsız bulan bir karakter var karşımızda. Onun için her şey, ölüm de yaşam da anlamsız, manıksız. Ne zaman ki özgürlüğü elinden alınıyor o vakit anlıyor, o an anlam kazanıyor her şey. Hani hep kaybedince anlarız ya değerini bir şeylerin. Meursault da yaşamın, sevmenin, mutluluğun değerini anlıyor nihayet ve diyor ki "İlk defa her şeyi kendime bu kadar yakın hissediyorum ve nihayet kardeşçe... Anlıyorum ki mutlu olmuşum geçmişte. Şimdi de mutluyum yine."


10 Numaralı Kamara - Ruth Ware

Ekim 17, 2017 Hiç yorum yok:

Vaaayyy bee. 2 haftanın sonunda bitti. Kitap kötü olduğundan değil de sadece okuma da sorun yaşıyorum. Kitaplar elimde sürünüyor falan filan işte. Neyse. Kitap güzeldi. Kadın karakterin zaman zaman ruh halini sinir bozucu bulsam da. O klostrofobik his okuyucuya geçiyor. Okurken sürekli "allam ne zaman kurtulcak nasıl olcak sonu nasıl bitçek" diye düşündüm durdum. Özellikle sonlara yaklaştıkça. Gerilim seviyorsanız okunur. Öyle çok aman aman germiyor ama belki de ben hiç tam anlamıyla başına oturmadığımdan o hissi yakalayamadım, bilemiyorum. Kitabı sevdim yani. Yazarın diğer kitaplarını da okurum rahatça, tereddüt etmem.


Son zamanların en gerilim dolu romanlarından 10 Numaralı Kamara’da, seyahat yazıları yazan gazeteci Jo Blacklock on kamaralı lüks bir gemiyle Londra’dan Norveç’e yolculuk eder. Başta her şey şahane gözükür. Kamaralar konforlu, akşam yemekleri şaşaalı ve misafirler seçkin kimselerdir. Fakat günler uzar, gökyüzü kararır ve sert dalgalar gemiyi döverken bir gece Lo korkunç bir olaya tanık olur: Yan kamaradaki kadın, gemiden denize atılmıştır.

Cinayeti aydınlatmaya çalışan Lo, hiçbir şey olmamış gibi davranan yolcular ve görevlilerle mücadele ederken aynı zamanda kendi zihniyle de mücadele eder. Acaba 10 numaralı kamaradaki kadın gerçekten var mıdır?

Kapkaranlık Ormanda’nın New York Times çoksatan yazarı Ruth Ware okura ters köşelerle ve sürprizlerle dolu bir yolculuk vaat ediyor.

“Diyalogları, karakterleri ve hikâyenin geçtiği ortamıyla âdeta modern bir Agatha Christie romanı."
-Kirkus-

“Şahane bir modern gerilim romanı.”
-New York Post-

“Ruth Ware’in ürkütücü gerilim romanı okuru cezbediyor.”
-US Weekly-

“İyi yazılmış bir kadın başkarakter ve hızlı ilerleyen konusuyla kendine has bir gerilim romanı.”
-Sunday Mirror-


Yayın Koordinatörü : Tuğçe Nida Sevin
Editör : Alican Saygı Ortanca
Yayına Hazırlayan : Ceren Kınık
Düzelti : Ömer Ezer
Kapak Uygulama : Aslıhan Kopuz
Medya Cinsi : Ciltsiz
Hamur Tipi : 2. Hamur
Sayfa Sayısı : 376
Ebat : 13,5 x 21
İlk Baskı Yılı : 2017
Baskı Sayısı : 1. Basım
Orijinal Adı : The Woman in Cabin 10

Yeni ev, yeni kitaplık

Ekim 14, 2017 1 yorum:
Selamlaaarr. Nasılsınız? Ben birkaç yorum girebilmişken şöyle bir yoklayım dedim blog ahalisini. :) Bir süredir yoktum biliyorum. Mazeretim ise eylülde evlenmiş olmam. 💃 Takdir edersiniz ki düğün hazırlıkları, koşturmaca, balayı, eve alışma vs. derken instagram'a vakit ayırıp blogu temelli unutma noktasına geliyordum az kalsın. 😂

Yeni evimin en sevdiğim yeri kullanmayız dediğimiz odaya kurduğumuz kitaplığımız. 😂 Odadan çıkmıyorum da artık ben adımımı bile atmazken. 😂 Yalnız kitaplığı evidea.com dan aldık. Hiç memnun kalmadım. Tamam uygun fiyatlı bir kitaplık aldık fakat bu kadar da kalitesiz bir şey beklemiyorduk. Gelse gelse en fazla ahşaplar kalitesiz gelir gözüyle bakmıştık. Fakat kurduğumuz kitaplıklar hiç sağlam değil, en ufak bir sallantıda öne doğru geliveriyor. Sert bi şekilde kitabı koyarsam rafa yahut herhangi bir aksesuar tüm kitaplık domino taşları gibi birinin sallantısından etkilenip takır takır sallanıveriyor.  Sağ ve sol panellerinin dış kısmında *iç değil lütfen dikkat* 6'şar adet vida deliği var. Rafları vidayla dışarından sabitliyorsunuz. Çok saçma. Kitaplığın sağı solu gözüküyor olsa o vidalar insanın gözüne batar durur. Üstelik kapatacak herhangi bir kapak/bant göndermediler. 

Duruşu güzel mi? Eh güzel elbette, kitaplık bu. İçinde kitap olan her şey güzel gözüküyor. Fakat bir daha evidea.com üzerinden alışveriş yapmam. Kitaplığın bana gelmesi de 2 hafta sürdü. Kargo çıkışı yaptıklarını söylediler 28'inde ama 2'sinde çıkışı yapılmış. Memnun kalmadım hiç. Şimdilik idare etsin diyoruz kitaplık. Sonra ileri de daha iyisini alırız umarım.

İhanet - Scott Bergstrom (The Cruelty, #1)

Ekim 14, 2017 Hiç yorum yok:
Güzeldi valla ama öyle çok çok muazzamdı diyemem. Sadece okumayı, konuyu ve karakteri sevdim diyebilirim. Kitabı kapattığımda keşke devamı olsaydı demiştim ve şimdi seri olduğunu görünce epey sevindim.

Tipik YA romanların konusundan uzaklaşmış, arada aşk üçgenini bırak hiç aşk olmadan kızın tamamen babası için verdiği mücadeli anlatıyor. Bu yönüyle kitabı sevdim. Akıcı ve rahat okunuyor olması da artısı.

Voha harikaydı demek için eksik olan ne vardı bilemiyorum ama tam kapıp götürmeyen bir hikaye ilerleyişi vardı. Bir noktada kızın tek başına bu kadar ilerleyebilmesi de belki gerçeklikten biraz ödün verilmiş hissiyatı doğurduğu için sanırım, sevip de bayılmamama neden olan etkenler bunlardı diyebilirim. Daha aksiyon okusak, belki elden bırakamayacak hale gelsek, kitaba yapışıp kalır ve meraktan çıldırırdık.

Yine de elinize falan geçerse okuyun, atlamayın derim. İşin içine aşk, ilişki ve bilumum geometrik şekiller karışmadan sadece konuya odaklanıp sürüp giden nadir YA romanlarından. Hoş bir değişiklik olur. Benden söylemesi

Efsanevi - Yasemin Ünal

Ekim 14, 2017 Hiç yorum yok:
Efsanevi benim için çok özel. Yeri ve değeri apayrı. Kitabı ilk @mervemseldunya nın ricası üzerine okumuştum - 2-3 sene önce. O dönemler Türk yazarlara karşı ön yargım vardı. Okumadan önce epey iç geçirdiğimi, bunu bana niye yapıyorsun Merve diye söylendiğimi hatırlıyorum. Sonrasında ise kendimi kaptırıp gittim ve iyi ki okumuşum dedim.

Yasemin'in kalemi biraz depresif biraz melankolik ama kullandığı metaforlar ve betimlemeler dantel gibi işlenmiş, epey özenilmiş. Benzersiz ve zarif.

Eylül karakterinin gelişimi, güçlenmesi, kendini bulması, okumaktan en keyif aldığım noktaydı. Bende hissettirdiği duyguları da es geçmemek gerek tabii.

Zaman zaman gözleri buğulandıran, zaman zaman dudaklara hafif bi tebessüm konduran ama her daim kalbe dokunmayı başaran bir kalemi var Yasemin'in.

Hikayeyi bize zaman sıçramaları ile aktarıyor Yasemin ve her zaman sıçramasıyla hem nefreti hem aşkı, hem sadakati hem ayrılığı yaşıyoruz. Geçmişe gittiğimizde Eylül ile birlikte Bora'ya âşık olurken günümüze geldiğimizde öfkelenip Bora'yı bir kaşık suda boğasımız geliyor.

Devamı için sabırsızlandığım, @_buseguler_ in basmayı kabul ettiği için Tanrılara şükrettiğim bir seri. 😂 Denk gelirseniz okumanızı çok isterim. 😍 Biraz emek isteyebilir ama duygusallığının altında yatanı görmeye çalışırsanız eğer kalbinizi aynı benim gibi çalabilir. 😍

Artemis'ten Adını Taşımayacak Bir Kitap Geliyor: "Solgun"

Ocak 27, 2017 1 yorum:
Çıkış tarihi hakkında bir bilgimiz yok her zaman ki gibi söz konusu Artemis olunca. Fakat eğer kapak fotoğrafı geldiyse kitabın gelmesi de yakındır diye umutlanıyoruz.

Zamanında goodreads üzerinde dolanırken denk gelmiştim Solgun'a. Kapağına bayılıp bayılıp bakmış sonra da biz de çıkmaz ki diye üzülmüştüm. Şimdi Artemis'te görüyor olmak sevindiriyor beni.

Birileri görüp de bizim çocuklarda nasiplensin demiş ve basmaya karar vermişler ya kitabı, çok mutlu oldum. Üstelik orijinal kapak korunarak gidecek baskıya. Daha da büyük mutluluk var mı?

Eklediniz mi hemen siz de listenize kitabı? :)


Ve konusu da hemen şöyle:
YA NE ZAMAN ÖLECEĞİNİ BİLSEYDİN?

Modern bilim, dünyayı değiştirdi. Erkekler yalnızca yirmi beş, kadınlar da yirmi yaşına dek yaşıyor. Bu yeni ve kasvetli dünyada insanlığın devamı için genç kızlar kaçırılıp çok eşli evliliklere zorlanıyor.

On altı yaşındaki Rhine Ellery, Toplayıcılar tarafından kaçırıldığında, ayrıcalıklı bir dünyaya adım atacak. Kocası Linden’ın aşkına ve kardeş eşler arasındaki şüpheli dayanışmaya rağmen, Rhine’ın tek bir amacı var: Kaçmak. Evine dönmek ve ikiz kardeşini bulmak.

Ama Rhine’ın tek mücadelesi, kaybettiği özgürlüğü değil. Linden’ın kaçık babası, oğlunu elinden alacak virüsün panzehrini bulmakta kararlı. Öyle ki bu uğurda kadavra toplamayı bile göze alıyor.

Rhine zamana karşı yarışarak kaçma planları yapıyor.

Ya başaracak ya da kısıtlı ömrünü bir tutsak olarak geçirecek.


“Lauren DeStefano inandırıcı bir gelecek portresi çizmiş.
Bu dünyaya bayıldım. Yarattığı aşk ve üslubu da hayranlık uyandırıcı.
Ne zamandır böyle bir roman okumak istiyordum.”
-Carrıe Ryan, New York Times çoksatarı, The Forest of Hands and Teeth’in yazarı

“Ürkütücü ve zarif. Şaşırtıcı, romantik, korkutucu, umut verici ve sürprizlerle dolu. İkinci kitabı sabırsızlıkla bekleyeceksiniz.”
-Lisa McMann, New York Times çoksatarı
“Wake” üçlemesinin ve Cryer’s Cross’un yazarı

Delidolu’nun En Yeni Distopyası: “Cesurlara Davet” Çıktı!

Ocak 14, 2017 Hiç yorum yok:
Toprak yalnızca korku ve dehşet doğurur!
DeliDolu'dan yeni bir distopya geliyor. İsviçreli yazar Dorothee Elmiger'in Alman edebiyatında büyük yankı uyandıran eseri Cesurlara Davet, Olcay Mağden Ünal çevirisiyle Türkçede.

Kelag ve Aspekte Edebiyat ödüllerini kazanan yazar, aynı yıl İsviçre Kitap Ödülü'ne de aday gösterilmiş.

136 sayfalık bu kısacık kitabın editörü ise Ümit Mutlu. 

Benim okuma listeme çoktan girdi bile. Sizler okumayı düşünüyor musunuz?

“Bilip tanıdığım tek yer burası. Artık tamamen terk edilmişlere ait, terk edilmiş bir arazi. Biz de bu enlemlerde doğmuş ve tüm iyi ruhlar tarafından terk edilmiştik…”
Geçmişini bilmeyen kişi gelecekten ümitli olabilir mi? Meçhul bir arazide, meçhul bir zamanda, sadece kendilerinden haberdar iki kız kardeş: Margarete ve Fritzi. Ve bu meçhul arazinin altında yıllardır için için yanan dev bir kömür madeni; geçmişi, geleceği, her türlü verimliliği ve ümidi yakıp yok ediyor. Günden güne yok olan bu şehrin genç neslinin son temsilcilerinden Margarete ve Fritzi’nin tutundukları tek dal, varlığı tartışmalı eski bir nehir. Nehri bulunca, sanki her şey çözülecek. Oysa bilmedikleri ne çok sır, öğrenemedikleri ne çok bilgi var yıllar öncesine dair...

Köklerinin izini sürmek üzere yola çıkan iki kardeş geçmişin karanlık dehlizlerinde korkunç gerçeklerle yüzleşiyor. Sahte bir güven duygusuyla uyuşturulmaya çalışılan bedenlerini ve zihinlerini ayık tutmaya çabalayan Margarete ve Fritzi'yi ait olmadıkları arazilerin müttefiki kılan tek şeyse yabancılıkları oluyor.

Edebiyat çevrelerinde adından övgüyle bahsedilen İsviçreli genç yazar Dorothee Elmiger’in ezber bozan bir distopik evrende geçen ilk romanı Cesurlara Davet, okurlara karanlık ama umut dolu, deneysel ama tanıdık, karmaşık ama dengeli bir öykü vadediyor.

James Joyce’un Torununa Yazdığı Mektup, "Kopenhag’ın Kedileri"

Aralık 15, 2016 Hiç yorum yok:
İdefix'in Belirlediği 2016'nın En İyi 50 Romanı listesinde Finnegan’ın Vahı kitabıyla kendine yer bulan Dublinliler ve Ulysses gibi eserleriyle de oldukça ses getiren James Joyce'un torununa yazdığı kısa ve eğlenceli bir çocuk öyküsü olan "Kopenhag’ın Kedileri" 16 Aralık’ta raflarda yerini alıyor.

Casey Sorrow'un çizimlerinin de yer aldığı Kopenhag Kedileri Celal Üster çevirisiyle dilimizde ilk kez Hep Kitap tarafından yayımlanacak.

Yayınevinin tanıtımı için yayınladığı metin ise şöyle:

Kopenhag’ın Kedileri, getirdiği anlatım yenilikleri ile 20. yüzyıl edebiyatını derinden etkileyen İrlandalı yazar James Joyce’un, tek torunu Stephen’a yazdığı ve 1936 yılında postayla gönderdiği bir mektup. Kedilerden ve onların karşıdan karşıya geçerken yanlarında kendilerine yardım edecek birine gerek duymaları üzerine kurulu metin; kısa, eğlenceli ve güçlü bir mesajı olan kitap olarak okuyuculara ulaşıyor.

Kitabı, 1970’li yılların başından beri çevirmenlik yapan, George Orwell, Iris Murdoch, Jorge Luis Borges, Paulo Coelho gibi önemli yazarların yapıtlarını dilimize kazandıran usta çevirmen Celal Üster Türkçeleştirdi.

Pierdomenico Baccalario’ndan Yeni Seri: Kayıp Kitap Avcıları

Aralık 15, 2016 Hiç yorum yok:
Ulysses Moore, Şipşak Hayaller Dükkanı, Century, Will Moogley Hayalet Ajansı ve Cyboria gibi serilere imza atan ve Türkiye’de de büyük bir hayran kitlesi edinen İtalyan yazar Pierdomenico Baccalario’nun Eduardo Jáuregui ile birlikte kaleme aldığı yeni çocuk serisi Kayıp Kitap Avcıları Domingo etiketiyle raflarda yerini alıyor.

Kitabın çevirmenliğini, Kağıt Ev, M Treni, Sağırlar, Bakır Çocuk ve Bu da Geçecek gibi birçok kitabı Türkçeye kazandırmış oldukça tanıdık bir isim üstlenmiş, Seda Ersavcı. Editörlüğünde de Seda Kostik'i görüyoruz.

Kayıp Kitap Avcıları serisinin ilk kitabı Peter Pan’ın İzinde'nin tanıtım metni ise şu şekilde:

Tuhaf şeyler oluyor.

Önce herkesin kitapçılarda kuyruk olup beklediği “şimdiye kadar yazılmış en güzel öykü” kimse onu okuyamadan ortadan kayboldu. Sonra, Alba ve Diego kardeşler en sevdikleri kitap Peter Pan’ı okurken aslında öyküde hiç olmaması gereken bir sahneye rastladılar: Kaptan Kanca’nın lazer tabancası kullandığı bir sahneye!

Bir tarafta kimse okuyamadan ortadan kaybolan yepyeni bir kitap, diğer tarafta içine tuhaf karakterler sızan ünlü bir klasik. Bu ikisi arasında bir ilişki olabilir mi?

Alba ve Diego hem kayıp kitabı bulmak hem de Peter Pan’ı eski haline döndürmek zorundalar. Ama bunun için önce kendilerinin de bu öyküye sızmaları gerek. Kitapçılardan oluşan çok gizli bir örgüt onların Peter Pan’ın sihirli dünyasına girmelerine yardım edecek.

Sonra mı? Sonrası hayal edebileceğinizin bile ötesinde.
Kitaptan biraz da tadımlık bir metin okumak isterseniz, şurayı ziyaret edebilirsiniz. :)

Artemis'in Şahane Yenileri: Telema ve Cadı

Kasım 09, 2016 9 yorum:
Kitapları Artemis'in instagram sayfasına göz atayım derken gördüm. Gördüğüm gibi vuruldum da. Kapaklar şahane, dikkat çekici, albenili, merak uyandırıcı. Uzun bir süredir bir Artemis kitabı için bu kadar heyecan duyduğumu hatırlamıyorum. TÜYAP yoğunluğunu bildiğim halde utanmazca editörü sıkıştırıp sizler için kapak fotoğrafı ve ön okuma koparmaya çalıştım. Tamam, daha çok kendim için diyebilirim. :)

Ön Okumayı anında yalayıp yuttum. Basit bir anlatıma sahip kitap, kolay okunabilecek bir yapısı var gibi duruyor.

Yazarı, Pegasus Yayınlarından çıkan Sihir Ateşi serisi ile tanıyoruz. Sweep ise 5 kitaplık bir seri. Goodreads'de hatırı sayılır bir puanlamaya sahip. Serinin kitaplarının en düşük puanı 4,27. Sadece bu puan bile insanın aklını cezbetmeye yetiyor!
Serinin orijinali aslında 15 kitaptan oluşuyor. Yaklaşık 200'er sayfalar halinde basılmış 2001-2003 yılları arasında. 2010'da ise 3'er 3'er birleştirilmiş kitaplar.

Yayınevi orijinal kapak kullanmamış. Bu kapaklar kendi tasarımları. Bence çok daha iyi yapmışlar. Şahsen orijinal kapakların tekniği basım tarihide göz önünde bulundurulunca epey eski duruyor.
Telema serinin ilk kitabı. Her iki kitabında çevirmeni Cana Ulutaş. Çevirmen değişikliği yaşamadığımıza seviniyorum. Güzel ve temiz bir iş çıkardığını umuyoruz. :)

Kitaplar benim okuma listeme eklendi bile. Sizler TÜYAP listenize eklemeyi düşünüyor musunuz?

Hala tereddüdünüz varsa ön okumasına göz atmayı unutmayın! :)


Telema - Cate Tiernan || Kitap Tanıtımı

Aşk Geriye Kalan Son Kadim Büyü!
Destansı Bir Aşkla Savrulmaya Hazır Olun!

On altı yaşındaki Morgan Rowlands kendini sıradan bir kız olarak görüyordu. Fakat bir gün cadı meclisinin yakışıklı lideri Cal ile tanıştı ve bütün dünyası altüst oldu. Zira Morgan, eski ve güçlü bir cadı ailesinin yaşayan en son üyesi olduğunu öğrenmişti. Tıpkı Cal gibi. Aralarında bir anda oluşan bu bağ, hiçbir gücün koparamayacağı kadar sağlamdı. Cal, aşkın değil Morgan’ın telema güçlerinin peşindeydi. Morgan ise güçlerinin kontrol edilemeyecek kadar tehlikeli olduğunu fark etmişti. Çok geçmeden, hayatının aşkı ve ruh ikizi Cal’in ondan bir sır sakladığından şüphelenecekti. Bu öyle bir sırdı ki, ikisini birden yok edebilirdi...

“Yazarın yarattığı karanlık atmosfer müthiş... Tiernan; aşkı,  dostluğu ve ihaneti ustalıkla harmanlıyor.” Publishers Weekly

“Baştan sona gerilimi hiç azalmayan hikâyenin kahramanı Morgan, bildiğimiz cadılardan çok farklı.”  School Library Journal
~~~
 Cadı - Cate Tiernan || Kitap Tanıtımı

Hiçbir Büyü Aşktan Daha Etkili Değildir Büyülü Bir Aşk, Destansı Bir İhanet...

Eski ve güçlü bir cadı ailesinin yaşayan en son üyesi, benzersiz telema güçlerine sahip Morgan Rowlands, doğuştan bir cadıydı.

Morgan, hayatının aşkı ve ruh eşi Cal’in yardımıyla varoluş amacını anladı. Fakat bunun için bir bedel ödemesi gerekiyordu. Çünkü, her ne kadar şartlar onları ayırsa da, Morgan ve Cal’i birbirine bağlayan ürpertici, karanlık bir sır vardı. Ve Cal’in büyü dünyasına duyduğu açlık Morgan’ı korkutuyordu.

Oysa artık Morgan’ın duygularını netleştirecek başka bir gerçek var o da aşk. Morgan sonunda gerçek aşkının ve onu yok edecek kişinin kim olduğunu ayırt edebilecek mi?

Kitap Tanıtımı + Ön Okuma: Harry Potter ve Lanetli Çocuk - Jack Thorne & John Tiffany & J.K. Rowling

Ekim 23, 2016 Hiç yorum yok:

Tür: Fantasy,
Goodreads Puanı: 3.84
Orijinal Adı: Harry Potter and the Cursed Child
Sayfa Sayısı: 360
Baskı Yılı: 2016
Çeviri: Kutlukhan Kutlu / Sevin Okyay
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları


Sekizinci Hikâye.
On Dokuz Yıl Sonra...

Harry ait olduğu yerde durmayı reddeden bir geçmişle boğuşurken, en küçük oğlu Albus da istemediği bir aile mirasının yükünü omuzlarında taşımakta zorlanır. Geçmişle gelecek uğursuzca iç içe geçerken hem baba hem oğul tedirgin edici bir gerçeği, bazen karanlığın beklenmedik yerlerden geldiğini öğrenir.

“Harry Potter ve Lanetli Çocuk”,  J.K. Rowling,  John Tiffany ve Jack Thorne’a ait yeni bir özgün hikâyeden yola çıkarak Jack Thorne’un yazdığı yeni bir oyun. Bu oyun sadece sekizinci Harry Potter hikâyesi değil, aynı zamanda tescilli olarak sahneye koyulan ilk Harry Potter hikâyesi. 30 Temmuz 2016’da Londra West End’de gerçekleşen prömiyerin hemen ardından Sahne Metni Özel Baskısı, dünyanın dört bir yanındaki okuyucuları Harry Potter, arkadaşları ve ailesinin devam eden yolculuğuyla buluşturuyor.

J.K. Rowling, John Tiffany ve Jack Thorne üçlüsüne ait “Harry Potter ve Lanetli Çocuk”, Sahne Metni Özel Baskısı ön siparişe açıldı. Kitabın dağıtım tarihi ise 2 Kasım olarak belirlendi.

Kitabın roman değil, bir sahne oyunu olduğunu bir kez daha hatırlatmakta fayda var.

Kitap, Harry Potter'ın 19 yıl sonrasını anlatan bir tiyatro oyununun senaryosundan oluşuyor.

Yayınevi kapak görselinde herhangi bir oynama yapmadan orijinal hali ile okuyucuya sunuyor Harry Potter ve Lanetli Çocuk'u. Ciltli versiyon yerine de ince kapak tercih etmişler.

Kitabın etiket fiyatı 22,00 TL fakat internetten almak isteyen okuyucular 15 TL'ye kadar indirimli fiyatlardan yararlanabilirler.

2 Kasım'ı bekleyemeyenler ise 22 sayfalık ön okumaya göz atabilir! :)

Keyifli okumalar şimdiden. :)

Kitap Tanıtımı + Ön Okuma: Amy ve Roger’ın Efsanevi Yolculuğu - Morgan Matson

Ekim 15, 2016 Hiç yorum yok:

Tür: Young Adult
Goodreads Puanı: 4.05
Orijinal Adı: Amy & Roger's Epic Detour
Sayfa Sayısı: 448
Baskı Yılı: 2016
Çeviri: Deniz Beril Bacaklılar
Yayınevi: Ephesus Yayınları


"Amy ve Roger hem dokunaklı hem keyifli bir seyahate çıkmak isteyenler için. Bu ikiliye bayılacaksınız!" - Deb Caletti

"İnanılmaz bir kitap - oldukça komik ve elinizden bırakamayacağınız türden bir hikâye." - Lauren Myracle

"Bu eğlenceli ve düşündürücü yolculuk, bolca romantizm eşliğinde Amerika’yı karış karış anlatıyor.” -Kirkus

"Bu kitabı okuduktan sonra daha çok seyahat etmek isteyeceksiniz.” -Publishers Weekly

Amy Curry’nin hayatı altüst olmuştur. Çünkü Amy lise son sınıfa geçmek üzereyken, annesi yeni bir başlangıç yapmak adına California’dan Connecticut’a taşınmaya karar verir. Amy şimdi yuvası bildiği yerden ayrılıp ülkenin bir ucundan diğerine gitmek zorundadır. Çıkacağı bu yolculukta ise ona annesinin eski bir arkadaşının oğlu olan Roger eşlik edecektir. Amy Roger'ı yıllardır görmemiştir ve doğru düzgün tanımadığı bir çocukla onca yolu katetme fikri ona hiç de cazip gelmemektedir. Ama işler hiç de Amy’nin düşündüğü gibi gitmez. Çok geçmeden yolculukları alabildiğine renkli, heyecanlı ve sürprizlerle dolu bir hal alır.

Amy ve Roger'ın Efsanevi Yolculuğu, Ephesus Yayınları'nın instagram hesabında paylaştığı görseller ile dikkatimi çekmişti. Tatlı, şirin bir kitabın bizleri beklediğini düşünüyorum.

Kitabın çevirmeni Deniz Beril Bacaklılar. Yayınevinden çıkan birçok çevirisi mevcut. Karmakarışık, Sıkı Fıkı, Sonsuzluğun Kıyısında, Şeytanın Eli çevirdiği kitaplardan birkaçı.

Umarım keyifle okuruz! :)

Kitabı almadan önce şöyle önden bi göz atmak da isterseniz, ön okumasını okuyabilirsiniz. :)

Kitap Tanıtımı + Ön Okuma: Izabel - J.A. Redmerski (Katiller Çetesi #2)

Ekim 07, 2016 Hiç yorum yok:
izabel
Tür: New Adult, Dark
Goodreads Puanı: 4.26
Orijinal Adı: Reviving Izabel
Sayfa Sayısı: 368
Baskı Yılı: 2016
Çeviri: Murat Karlıdağ
Yayınevi: Ephesus Yayınları

“Sayfaları çevirmekten kendimi alamadım. Muhteşem!” – Kelly Mcbride

“Izabel’i ilk kitap gibi çok sevdim. Biraz kan, biraz gözyaşı ve tabii ki bolca aksiyon.” – Devan Fox

“Izabel’de karakterler öyle güçlü ve canlı ki onlarla vakit geçirmek insana tarifsiz bir zevk veriyor.” – Jennifer Kyle

Onu esaretten kurtaran katiller çetesiyle karanlık bir hayat sürmeye kararlı olan Sarai, acımasız bir sadistten intikam almaya karar verir. Ama Sarai'ın pervasız halleri onu asla geri dönemeyeceği bir yola sürekler.

Öte yandan Arthur Hamburg’un sağ kolu Willem Stephens da Sarai'ın peşindedir. Fakat Izabel kimliğine bürünen Sarai'ın geçmek zorunda olduğu bambaşka bir sınav vardır ve bu son sınav aynı zamanda genç kızın Victor Faust’a olan güvenini de sorgulamasına neden olacaktır.

Sarai'ın devam kitabı olan Izabel okurları yine karanlık, ölümcül ve heyecan dolu bir serüvene çağırıyor. 

Serinin ilk kitabı benim için öyle çok albenili bir kitap olmasa da okurken keyifli bir süreç yaşatıyordu insana. Kendimi devam etmek için ise pek hevesli göremiyorum ben lakin yine de sevenleri yada devam edip etmemeye kararsız kalanlar için şuraya minik bir ön okuma bırakayım istedim.

İlk kitabın yorumunu okumak isteyenler de şurayı ziyaret edebilir. :)

 

Kitap Tanıtımı + Ön Okuma: Eş - Jenny Offill

Ağustos 29, 2016 Hiç yorum yok:

Tür: Fiction
Goodreads Puanı: 3.72
Orijinal Adı: Dept. of Speculation
Sayfa Sayısı: 188
Baskı Yılı: 2016
Çeviri: Duygu Akın
Yayınevi: Domingo Yayınları


YILIN EN İYİ ROMANI SEÇKİLERİNDE
Vogue – New Yorker – Boston Globe – New York Times

“Tasviri imkânsız... Etrafınızdaki duvarları yerle bir edecek.”
-Flavorwire

Başlangıçta yeterince genç, yeterince sersemdirler; kendilerinden ve birbirlerine olan aşklarından emin. Belirsizlikler bile heyecan vericidir. Evlenirler, çocukları olur ve aile hayatının olağan afetleri onları da bulur – kolik bir bebek, sendeleyen ilişki, pili bitmiş tutku.

Yeterince yok sayıp duvara toslayınca kadın –ki artık kendinden eş diye bahsetmektedir– geçmişe döner ve Kafka’nın, Stoacıların, hatta talihsiz Rus kozmonotların rehberliğinde onları bu noktaya getiren adımların izini sürmeye başlar. Ta ki neleri tamamen kaybettiklerini ve ellerinde ne kaldığını bulana dek.

Jenny Offill’in pek çok dile çevrilen ve eleştirmenler tarafından yılın en iyileri arasında gösterilen romanı EŞ kırık dökük bir aşk hikâyesi. Bir oturuşta bitirebileceğiniz ama yankısı zihninizde asılı kalacak güçte bir roman.


Jenny Offill’in PEN/Faulkner ve IMPAC Dublin Edebiyat Ödülleri finalisti Eş, bizlerle Domingo Yayınları imzasıyla buluşuyor. Bu çarpıcı romanın çevirmenliğini Duygu Akın üstlenmiş.

Farklı bir tarzı var yazarın. Göz attığım kadarıyla iyi bir kitaba benziyor. Benim listeme girdi bile çoktan kitap. Bana kalırsa sizlerde kitaba şöyle bir göz atmadan gitmeyin. Dikkatinizi çekecektir eminim :)

“Bir koca var benzin fişlerini istiyor, başka bir tanesi sabahın üçünde seks istiyor. Biri kısa saçı yasaklamış, bir diğeri evde hayvan istemiyor. Ben olsam asla katlanmazdım buna, diye düşünüyor tüm diğer eşler. Asla.”

Kitap Tanıtımı + Ön Okuma: Hep Seninle Olacağım - Sharon Sala (Blessings, Georgia #2)

Haziran 02, 2016 Hiç yorum yok:

Tür: New Adult, Romance
Goodreads Puanı: 4.18
Orijinal Adı: I'll Stand By You
Sayfa Sayısı: 384
Baskı Yılı: 2016
Çeviri: Eda Tevrizci
Yayınevi: Nemesis Yayınları

Dori Grant, yaşamın karşısına her gün başka bir zorluk çıkarmasına artık alışmıştır. Can damarı dedikodu olan bir kasabada yaşamaktadır. Üstelik bekâr ve gencecik bir annedir. Hiç kimsenin onu onaylamadığı bir yerde büyükbabasının yardımıyla küçük oğluna bakmaya çalışmaktadır.

Johnny Pine ise annesini uyuşturucudan kaybetmiş, babası da ömür boyu hapse mahkûm edilmiş genç bir adamdır. İki küçük kardeşini canından çok seven Johnny,  Sosyal Hizmetler kardeşlerini ondan ayırmasın diye elinden geleni yapmaktadır.

Kasabada yaşanan büyük bir felaket Dori ve Johnny’nin yollarını birbiriyle kesiştirdiğinde, en büyük korkularıyla yüzleşmek zorunda kalırlar. Üstelik yapayalnızken…


Hep Seninle Olacağım, kitapyurdunda alacak çekimi hangi kitapta harcasam diye dolanırken çıktı karşıma. Konusu bana çok tatlı geldiği için hemen sepetime eklemiştim ki kitabın birde daha yeni çıktığını fark ettim. :) Madem bu kadar yeni bu kitap öyleyse blogumda da yer vermeliyim diyerek ön okumasını istedim sizler için yayınevinden.

Kitap birkaç gün içimde elimde olur. En yakın zamanda okuyup yorumlamayı da düşünüyorum. :) O zamana kadar ön okumaya göz atıp fikir sahibi olmak isterseniz sizleri konunun devamına alabilirim. :)

Kitap Tanıtımı: Hırsızlar Cumhuriyeti - Scott Lynch (Centilmen Piç #3)

Mayıs 26, 2016 7 yorum:

Tür: Epic Fantasy, Mystery
Goodreads Puanı: 4.22
Orijinal Adı: The Republic of Thieves
Sayfa Sayısı: 688
Baskı Yılı: 2016
Çeviri: Cihan Karamancı
Yayınevi: İthaki Yayınları

“Zaten devlet dediğin, izinle yapılan soygundan başka nedir ki?”

Hırsızların en yeteneklisi, dolandırıcıların en eli çabuğu Locke ve yol arkadaşı Jean, hayatlarının en büyük soygununu yapacakları liman şehri Tal Verrar’dan canlarını zor kurtarmıştır. Artık akıllarında tek bir şeyle yola çıkarlar: Locke’un vücudunda gezinen ölümcül zehre çare bulmak. Umutlarının tükenmeye başladığı sırada pek de haz etmedikleri Bağlıbüyücülerden bir teklif gelir.

Büyücüler şehri Karthain’de yapılacak seçimlere hile karıştırmaları istenen Centilmen Piçler’in karşısında ise aynı amacı güden, Lamora’yla düzenbazlık ve üçkâğıtçılıkta baş edebilecek yegâne kişi vardır; Locke’un yıllar önce ilk görüşte kalbini kaptırdığı, aklından bir an olsun çıkaramadığı Sabetha…

İki sahtekâr sayesinde hiç olmadığı kadar dürüstlükten uzaklaşacak olan seçimler… Bağlıbüyücülerin yaptığı planlar içindeki planlar… Sabetha’ya karşı koyamayacak kadar ona tutkun bir Locke… Scott Lynch, Hırsızlar Cumhuriyeti’yle okurlarını büyülemeye devam ediyor.

“Canlı, orijinal ve çekici. Muhteşem bir şekilde yazılmış.”
-George R.R. Martin-

“Fazla söze gerek yok, bu kitaba bayıldım.”
-Patrick Rothfuss-

“Son derece zarif.”
-The Times-


Geliyor 'Gönlümüzün Centilmen Piçleri!'

3 Haziranda raflarda yerini almaya hazırlanıyor Locke Lamora bu kez Hırsızlar Cumhuriyeti başlığıyla. Ve ön kapakta "Locke Lamora ölüyor..." spotuyla daha başından, sayfalar boyunca yine kalbimize zarar olacağının haberini veriyor adeta.

BLOG DESIGN BY KRİSTALKİTAP