aşık bir adam sissoylu elantris kafes
"Dünyada sadece tek bir şey kötü yürekli bir insana karşı durabilir. O da başka bir insandır.
Ayıbımızda yatar şerefimiz. Sadece bizim ruhumuz, kötülüğe açık olan ruhumuz, onu yenmeye muktedirdir.

― Ursula K. Le Guin, En Uzak Sahil
shadow

Lara Adrian - Kızıl Öpücük (Midnight Breed #2)

Kasım 27, 2013 1 yorum:
Kızıl Öpücük
Tür: Fantastik
Goodreads Puanı: 4.17
Orijinal Adı: Kiss of Crimson
Sayfa Sayısı: 381
Baskı Yılı: 2011
Çeviri: Banu Belgi
Yayınevi: Epsilon Yayınları


Siyahlara bürünmüş yabancı ona geldiğinde neredeyse ölmek üzeredir, bedeni kurşunlardan delik deşik olmuştur ve hızla kan kaybetmektedir. Veteriner Tess Culver onu kurtarmak için mücadele ederken, ne adamın adının Dante olduğundan ne de korkunç bir çarpışmanın ön cephesinde mücadele eden Soylu bir vampir olduğundan haberdardır.Tek bir haz dolu dakika Tess'in adamın dünyasına savrulmasına yeter.Bu tehlikeli dünyada, ıssız vampir sürüleri geceleri sinsice karanlıklarda hareket edip terör estirmektedir.... Karanlık geleceğinden imgeler gören Dante her zaman yarını yokmuşçasına savaşmakta ve yaşamaktadır. Tess onun için bir diğer can sıkıcı sorundan fazlası değildir ama şimdi, birlik saldırı altındadır ve hem Tess'i hem de kendisini gittikçe yaklaşmakta olan tehditten korumak onun görevidir. Sadece bir tanecik düşüncesiz öpücük, genç kızı onun yeraltı diyarının ayrılmaz bir parçası haline getirmiştir ve dokunuşu Tess'in içindeki gizli yetenekleri, tutkuları ve asla sahip olduğunu bilmediği açlığın uyanmasına yeter. Kanla bağlanmışlardır, Dante ve Tess tehlikeli düşmanlarından beraber çalışarak kurtulmak zorundadır. Yaşamın sınırlarını aşacak bir tutkuyu keşfetseler bile bunu yapmalıdırlar.


Bu kitabın yorumunu çok fazla uzun tutmayacağım. Çünkü ilk kitaptan itibaren en merak ettiğim savaşçının -Tegan- hikayesini okumak için sabırsızlanıyorum. Zaten Tegan ile Elise arasında bir şeyler olacağına dair sinyaller aldığımdan beri kitabı bitirebildiğim en hızlı bir şekilde bitirmek için uğraş verip duruyordum.

Dante ile Tess'in hikayeside güzeldi. Tess, -her Soy Eşinde olduğu gibi- özel bir takım güçlere sahip bir veteriner. Dante ise orta çağdan beri yaşam süren bir savaşçı. Annesinden kalan özel güçleri yüzünden sürekli olarak ölümünü görüyor. Ve bundan kaçabildiği kadar kaçmaya çalışıyor. Yani hiç bir Soy Eşine bağlanmak istemiyor. Çünkü bir gün öleceğini bile bile arkasında enkazdan farksız bir aşık bırakmak istemiyor. Ama taa ki ağır yara alıp, Tess'in kanını içene kadar. Kendine geldiğinde onun bir Soy eşi olduğunu anlıyor ama iş işten geçmiş oluyor. Kendini her ne kadar ondan uzak tutmaya çalışsa da, aralarında oluşan bağdan -daha henüz tamamlanmamış olan bağ- dolayı bir şekilde ona çekilmeye başlıyor. Sanırım burda bağ kendini tamamlamak için Savaşçıyı ve Soy Eşini dürtükleyip duruyor. Çünkü bir kaç yerde Tess, Dante'nin kanını içecek olursa nasıl hissedeceğini falan düşünüyordu. 

Lara Adrian - Gece Yarısı Öpücüğü (Midnight Breed #1)

Kasım 26, 2013 2 yorum:
Gece Yarısı Öpücüğü
Tür: Fantastik
Goodreads Puanı:
Orijinal Adı: Kiss of Midnight
Sayfa Sayısı: 445
Baskı Yılı: 2010
Çeviri: Banu Belgi
Yayınevi: Epsilon Yayınları


“Gece Yarısı Öpücüğü karanlık, sınırlarda gezen ve tutku dolu bir vampir hikâyesi.”
Chicago Tribune
“Seksi, zekâ dolu ve zorlayıcı… bunların hepsi Gece Yarısı Öpücüğü’nü tanımlıyor. ”
Fresh Fiction
Gabrielle Maxwell’in en gizli fantezilerini gerçeğe dönüştürecek olan siyah saçlı yabancı, kalabalık gece kulübünde uzaktan onu seyrediyordu. Bir anlığına gördüğü bu adam bütün hayatını değiştirecekti. Fakat Gabrielle’in tanık olduğu cinayet, karanlık ve ölümcül sonuçlar doğuracaktı. Asla var olduklarını bilmediği vampirlerin dünyasına girecek ve asırlardır devam eden bir savaşın ortasında kalacaktı.
Lucan Thorne kendisini, bir ölümlü olan Gabrielle’e bağlayacak ve onu, bu karanlık dünyanın kötülüklerinden korumak için her şeyini riske atacaktı.
Tutkuyla bağlanan iki âşık kaderlerine karşı bu savaşta sonuna kadar mücadele edecekti.

Yaklaşık üç sene öncesinde bir kitap okumuştum. Aklımda okuduğum kitaba dair kalan şeyler sadece, bir kızın fotoğraf çekmek için eski bir mekana gittiği ve oldukça tutkulu bir kitap olduğuydu. Daha sonraları ise adını bir türlü hatırlayamamış ve hangi kitap olduğunu çok merak etmiştim. Şimdi de okudukça aaa ben burayı okumuştum sanki falan diyip dururken, bu kitabın o 3 sene önceki kitap olduğunu anlamış oldum. Çok yaşıyorum bunu, okuduğum kitapların isimlerini unutuyorum ve aklımda tek tük şeyler kalıyor sonrada tekrar okumak istediğimde acaba hangi kitaptı diye bakınıp duruyorum. Mesela öyle merak ettiğim bir kitap daha var. Kızın biri -ya 2 ya 3- kardeşlerine bakmakla yükümlü. Ama çok fakirler falan. O yüzden kardeşlerinden biri bahçeye turp ekiyordu hem yemek hem de satmak için. Daha sonra kız bir malikanede iş buluyor ve malikanenin sahibi de genç bir dükle bu kızın arasını yapmaya çalışıyor. Neyse çok uzatmayayım lafı. Eğer bu kitabın adını hatırlayanınız varsa bana bildirirseniz çoookk mutlu olurum. :)

Judith McNaught - Aldığım Her Nefeste (Second Opportunities #4)

Kasım 11, 2013 Hiç yorum yok:
Tür: Tarihi Aşk Romanı
Goodreads Puanı: 3.79
Orijinal Adı: Every Breath You Take
Sayfa Sayısı: 391
Baskı Yılı: 2006
Çeviri: Melih Ertaş
Yayınevi: Epsilon Yayınları


Gökyüzüne doğru yükselen görkemli görüntüsü ve mücevher gibi parlayan vitray camlarıyla Wyatt Malikanesi, karla kaplı tepenin üzerinde kraliyet tacı gibi durmaktadır. Böyle bir görüntünün, başarı ile mutluluğu simgeleyeceği düşünülse de, Wyatt ailesi uzunca bir süredir mutsuzluğun karanlığında yaşamaktadır. Paranın gücü yaşlı Cecil Wyatt'in kayıp olan torunu William'ı bulmasını sağlayamamış, polis William'ın üvey kardeşi gizemli Mitchell Wyatt'ın bu kayıptan sorumlu olduğundan kuşkulanmaya başlamıştır. 
Kate Donovan, tropik bir adada kendisine hayatının en coşkulu anlarını yaşatacak olan adamın, aynı zamanda en büyük mutsuzluğu da getireceğini bilmeden, karanlık bir karizması olan Mitchell Wyatt'a aşık olur ve bir karabasanın içine düşer. Kendini ve sevdiklerini koruyabilmek için de bu büyüleyici adama savaş açmak zorunda kalır.


Yaklaşık 20 gündür ne kitap okuyorum ne ders çalışıyorum. Kendimi resmen internette öyle boş boş dolanmaya ve arada bir dizi izlemeye adadım. Ders çalışmamamda ki en büyük etken tembelliğim kabul ediyorum ama kitap okumamda ki en büyük etken ise, şuanda yorumunu yapmakta olduğum kitap! Kitaba laf etmiyorum her Judith kitabı gibi buda kesinlikle güzeldi ama içinde birkaç tane benim sevmediğim özelliklerden barındırıyordu.

Judith McNaught - İçinde Aşk Saklı (Westmoreland Saga #2)

Ekim 23, 2013 2 yorum:
İçinde Aşk Saklı
Tür: Tarihi Aşk Romanı
Goodreads Puanı: 4.20
Orijinal Adı: Whitney, My Love
Sayfa Sayısı: 679
Baskı Yılı: 2009
Çeviri: Melek Aslı Öztürk
Yayınevi: Epsilon Yayınları



Whitney'in yanına uzandı Clayton. Başparmağıyla Whitney'in yanağına dokundu ve genç kadının elmacık kemiğinin nazik kıvrımını parmak ucunda hissetti. Clayton bu kadının ruhuna, tazeliğine tapıyordu adeta; Whitney'in tutkusu iç yakıcı ve tahrik ediciydi... Bunu düşündüğünde bile Clayton iliklerine yayılan keskin bir acı hissediyordu. Bu kadın tıpkı onun umduğu gibi, hatta umduğundan da öte bir yaratıktı; inatçıydı, tatlıydı, şehvetliydi, küstahtı ve zekiydi... Heyecan verici bütün zıtlıkları içinde barındıran bir hazineydi. Clayton'ın hazinesiydi.


Böylesi harika kitaplara yorum yazmak daha zor sanki. Öveceğiniz, begendiğiniz ve üstüne basa basa bahsinin geçmesini istediğiniz o kadar yer oluyor ki kitaplarda, nerden başlayacağını ne kadarını anlatacağını şaşırıyor insan. Kitabın nesinden bahsetmeliyim ki diye soruyorum kendime! Her bir tarafı ayrı bi güzeldi. Her bir cümlesinde ayrı bir duyguyu hissediyorsunuz okurken. Kitabın hele de böylesine uzun olmasıda cabası oluyor sanırım. Tam tamına 676 sayfa! Keşke her kitap böylesine uzun olsa ahh ahh...

Kitabın konusundan bahsetmeme gerek var mıdır ki acaba? Herkes Judith denilince akla ilk Clayton'un geldiğini -ve tabii ki aşkı yüzünden yaptığı onca berbat şeyleride- biliyordur değil mi? Yoksa sadece bana mı öyle oluyor?. Judith'in yarattığı tüm karakterleri seviyorum elbet ama hikayesini asla unutmadığım, okurken kendimden geçtiğim, her defasında Clayton'un acısını kendi acımmış gibi hissettiğim, onu kendi eşekliği yüzünden çektiği acılarını hafifletebilmek için bağrıma basmak bir arzu duyduğum tek karakteridir. Royce'un da yeri ayrı elbette o benim ilk göz ağrım yani yeri ondan ayrı. Ve kimi zaman bazen çok kısacık bir an böyle kendimden mi geçtim acaba diyebileceğim o minicik bir an dahi olsa Barrons'tan vaz geçip Claytooonnn diye haykıracağımı düşündüğüm anlarda olmuyor değil. Düşünün yani ateş serisinin tutkunuyum ben. Tapıyorum o seriye. O derece seviyorum yani İçinde Aşk Saklıyı ve karakterini ki böyle arada bir acabalar yaşıyorum. :)

Judith McNaught - Düşler Krallığı (Westmoreland Saga #1)

Ekim 18, 2013 20 yorum:
Düşler Krallığı
Tür: Tarihi Aşk Romanı
Goodreads Puanı: 4.24
Orijinal Adı: A Kingdom of Dreams
Sayfa Sayısı: 416
Baskı Yılı: 3. Baskı 2009
Çeviri: Meryem Kutlu
Yayınevi: Epsilon Yayınları


Bir İskoç dükünün kızı olan Jennifer Merrick, 'Kurt' lakabıyla anılan İngiliz Claymore Dükü Royce Westmoreland tarafından manastırdaki okulundan kaçırılır. Dük, düşmanlarının yüreğine dehşet salan, adını duyan herkesin dudağını uçuklatan bir savaşçıdır, ama Jennifer de onun ününü umursamayacak kadar inatçı ve yürekli bir kızdır. Ailesine saldırmak üzere olan savaşçı kendisini tutsak aldığında, ondan kurtulmak için akıl almaz bir zeka kıvraklığı ve özgüvenle, küstah, alaycı ve yakışıklı düşmanını şaşkına çevirir.
Ancak onun güçlü kollarında aşkı bulduğu andan itibaren Jennifer için hayat; gururunun, ailesine karşı hissettiği vefa ve koruma duygularının, karşı koyamadığı bir aşkla çatıştığı tehlikeli bir tuzağa dönüşecektir...

Hayatım boyunca okumaktan sıkılmayacağım sadece birkaç kitap var ve Düşler Krallığı’da onlardan biri. Benim gibi her aşk romanına burun kıvıran, offf ne öyle yaa her yerde vıcık vıcık aşk, hiç aksiyon yok, hiç doğaüstü güçler yok, kitap dediğinin içinde muhakkak özel güçleri olan karakterler olmalı yoksa okumam diyenlerin düşüncelerini tepetaklak edecek bir kitap bu. Benim okuma şansına eriştiğim ilk Tarihi Aşk Romanı. İyi ki de okumuşum diyorum. Eğer okumasaydım sanırım bu kadar geniş yelpazeli bir kütüphanem olmayacaktı. İçinde sadece vampirlerin ve kurt adamların cirit attığı bir kütüphaneyi şuan düşünemiyorum bile. Aralara biraz İngiliz Şövalyeleri, İskoç Savaşçıları, Lordlar ve Klan Liderleri serpiştirilmeli. Ve sizde benim gibi kendinize bu yıl ya da bu sonbahar şu kitapları okuyacağım gibi bir liste yapıyorsanız kesinlikle ilk sıraya bu kitabı koymalısınız diyerek daha fazla uzatmadan konuya dönüyorum. :)

Judith McNaught - Sen Gelmeden Önce (Westmoreland Saga #3)

Ekim 16, 2013 Hiç yorum yok:
Sen Gelmeden Önce
Tür: Tarihi Aşk Romanı
Goodreads Puanı: 4.06
Orijinal Adı: Until You
Sayfa Sayısı: 408
Baskı Yılı: İlk Baskı 2005, İkincisi 2008
Çeviri: Duygu Uğur 
Yayınevi: Epsilon Yayınları



Sheridan Blomleigh'in çocukluğu bir at arabasında, babasıyla birlikte mutlu bir gezgin gibi Amerikan kasabalarını dolaşarak geçmiştir. Ancak on dört yaşına geldiğinde evde kalmış teyzesinin hoşgörüsüz eğitimi altına girmek zorunda kalır.
Varlıklı genç hanımlara eğitim veren bir okulda öğretmenlik yapmaya başladığında, öğrencilerinden Charise'in bir lordla evlenmek üzere İngiltere'ye gideceğini öğrenince, hayatında yeni bir sayfa açma umuduyla ona refakatçi olmayı kabul eder. Charise, gemide tanıştığı biriyle bir limanda inip ortadan kaybolunca, Sheridan, Londra'ya tek başına gidip Charise'in nişanlısına hesap vermek zorunda olduğunu düşünür.
Ancak Londra'da beklenmeyen bir olay olmuş ve Charise'in nişanlısı bir kazada yaşamını yitirmiştir. Kazaya sebep olan Lord Stephen Westmoreland, suçluluk duygusu içinde, limana açıklama yapmaya gelmiştir. Durumu Sheridan'a açıklamaya çalışırken, bir vinciin tadışıdığı ağır bir kargo genç kızın başına çarpar. Lord, kendini kaybeden Sheridan'ı evine götürüp doktoruna teslim eder.


Bu kitabı neden bu kadar uzun zamandır okumayı reddediyorum, elime almaya korkuyorum, ön yargıyla yaklaşıyorum bilmiyorum desem yalan olur biliyorum ama ön yargıyla yaklaşmamak gerektiğini bir kez daha öğrenmiş oldum. Judith her zaman ki gibi donatmış kitabı. Uzun çok uzun zamandır elime Judith kitaplarını almıyordum. Bu kadar uzun bir aradan sonra çok güzel bir başlangıç oldu. Bu ayı Judith ayı yapmaya karar verdim böylece. Her kitabını tekrardan okuyacağım ama bu sefer yorumlamaya çalışarak tabiiki.

Alıntı: Karen Marie Moning - İntikam Ateşi (Fever #3)

Ekim 10, 2013 Hiç yorum yok:

Tür: Fantastik
Goodreads Puanı: 4.37
Orijinal Adı: Faefever
Sayfa Sayısı: 413
Baskı Yılı: 2012
Çeviri: Aylin Kalav
Yayınevi: Epsilon Yayınları (4. ve 5. Kitapları Artemis yayınevinden.)


Tehlikenin farkında mısınız?

ONLAR her yerdeler!

MacKayla Lane, kız kardeşi Alina'nın intikamını almak için Dublin'in tehlikeli sokaklarında canı pahasına mücadele ediyor.

Dokunan herkesin korkunç şeyler yaptığı bir kitabın peşinde, Kelt efsanelerine konu olan yaratıklarla savaşıyor, değişiyor ve yetişkin bir kadına dönüşüyor.

Etrafındaki kimseye güvenmiyor. Ne dizlerinin bağını çözen Fae Prensi Vlane'e, ne henüz ne olduğunu çözemediği Barrons'a, ne de kendisi gibi sidhe-kâhini kızları yöneten Rowena'ya.

Sadece intikamı, yitirdikleri ve dünyanın kaderi için savaşıyor. Ve oldukça da sağlam dövüşüyor.

Kabul ediyorum. Hiçbir zaman ağır veya değil spoiler içermeyen alıntılar yapamayacağım. Ben kitabı okuduktan sonra her zaman hoşuma giden sahneleri paylaşıyorum. Haliyle aralarından sadece bir kaç cümle çıkartıp koyunca da o sahnenin hiçbir anlamı kalmıyor. Çünkü alıntı sadece o cümle için değil o sahne içinde anlamlı ve eğlenceli oluyor. O yüzden eğer okumaya karar verdiyseniz, spoiler içeren alıntılarla karşılabilirsiniz. Tüm bunları kabul ederek "devamını oku"ya basmanızı tavsiye ederim. :)

Yorum: Karen Marie Moning - İntikam Ateşi (Fever #3)

Ekim 10, 2013 Hiç yorum yok:
İntikam Ateşi
Tür: Fantastik
Goodreads Puanı: 4.37
Orijinal Adı: Faefever
Sayfa Sayısı: 413
Baskı Yılı: 2012
Çeviri: Aylin Kalav
Yayınevi: Epsilon Yayınları (4. ve 5. Kitapları Artemis yayınevinden.)


Tehlikenin farkında mısınız?

ONLAR her yerdeler!

MacKayla Lane, kız kardeşi Alina'nın intikamını almak için Dublin'in tehlikeli sokaklarında canı pahasına mücadele ediyor.

Dokunan herkesin korkunç şeyler yaptığı bir kitabın peşinde, Kelt efsanelerine konu olan yaratıklarla savaşıyor, değişiyor ve yetişkin bir kadına dönüşüyor.

Etrafındaki kimseye güvenmiyor. Ne dizlerinin bağını çözen Fae Prensi Vlane'e, ne henüz ne olduğunu çözemediği Barrons'a, ne de kendisi gibi sidhe-kâhini kızları yöneten Rowena'ya.

Sadece intikamı, yitirdikleri ve dünyanın kaderi için savaşıyor. Ve oldukça da sağlam dövüşüyor.



Bir Fever kitabı daha bitti. Kan ateşini okuyanlar kitabın nasıl bir sonla bittiğini biliyorlardır. Okumayanlar için ise nasıl bittiğini söylemeyeceğim tabii ki fakat bu yazarın insanı çıldırtan sonlar yazdığını söyleyebilirim. İntikam Ateşi’nin bitişi ise ayrı bir felaketti. 3. Kitabı okuduktan sonra 1 sene boyunca 4. Kitap çıksın diye çıldırmıştım, çünkü yazar kitabın sonuna şu cümleler ile noktayı koymuştu.

Elizabeth Hoyt - Bir Aşk Masalı (Princes Trilogy #3)

Ekim 09, 2013 Hiç yorum yok:
Bir Aşk Masalı
Tür: Tarihi Aşk Romanı
Goodreads Puanı: 3.88
Orijinal Adı: The Serpent Prince
Sayfa Sayısı: 384
Baskı Yılı: 2011
Çeviri:  Seden Gürel 
Yayınevi: Pegasus Yayınları


ŞEYTAN MELEKLE KARŞILAŞTIĞINDA
Taşra kızı Lucy Craddock-Hayes sakin geçen hayatından oldukça memnundur. Ta ki yaralı bir adamla çıplak bir yaralı adamla karşılaşıp masumiyetini sonsuza dek kaybedinceye kadar.

ONU CENNETE DE SÜRÜKLEYEBİLİR
Vikont Simon Iddesleigh düşmanları tarafından ölesiye dövülmüştür. Şimdiyse onlardan intikamını almakta kararlıdır. Ancak Lucy onu sağlığına kavuştururken genç kızın kendisine gösterdiği dürüstlük bitkin duygularını altüst eder ve ikisini de yakmakla tehdit eden bir yangını tutuşturur.

CEHENNEME DE
Genç adamın onuru Lucyyle birlikte olmasını engellerken düşmanları sevdiği kadın için bir tehdit oluşturmaya başlarlar. Simon düşmanlarıyla olan savaşını sürdüredursun, Lucy de Simonın ruhunu kurtarabilmek adına verdiği savaşı elindeki tek silahla kazanmaya çalışmaktadır: Aşkı...



Bir aşk masalı, güzel başladı güzel bitti ne diyebilirim ki. Her masal gibi bu masalda mutlu bir sonu hak ediyordu.  Sonunda Simon -karısına deli gibi aşık ve diğer erkek kahramanlar gibi sevmekten ve evlenmekten korkmayan ve sırf bu yüzden çok severek okuduğum Simon :) - huzura kavuşabildi. Ne yaptıysa kıyamam sevgisinden yaptı.

Brenda Joyce - Bir Avuç Aşk (deWarenne Dynasty #6)

Ekim 08, 2013 Hiç yorum yok:
Bir Avuç Aşk
Tür: Tarihi Aşk Romanı
Goodreads Puanı: 3.96
Orijinal Adı: The Prize
Sayfa Sayısı: 624
Baskı Yılı: 2011
Çeviri: Özgü Çevik 
Yayınevi: Pegasus Yayınları 


TUTSAK EDİCİ, GÜÇLÜ BİR AŞK İÇİN NASIL BİR DEĞER BİÇERSİNİZ?

“Denizlerin belası” olarak ün salmış Britanya Kraliyet Donanması Kaptanı Devlin O’Neill, babasını vahşice öldüren Kont’tan intikam alma arzusuyla yanıp tutuşmaktadır. Malını mülkünü elinden aldığı Eastleigh Kontu’nu neredeyse tamamen yıkıma uğratmış olmasına rağmen, son büyük darbeyi indirmek için doğru zamanı kollamaktadır. Kont’un güzeller güzeli Amerikalı yeğeni ortaya çıkınca gerçek bir intikam fırsatı yakalamış olur.

Virginia Hughes doğup büyüdüğü ve büyük bir sevgiyle bağlı olduğu çiftliği Yaban Gülü’nü borçlarından kurtarmaya kararlıdır. Amcasının, gerekli parayı kendisine vereceği ümidiyle İngiltere’ye doğru tek başına yola koyulur. Ancak yolun yarısında Devlin O’Neill tarafından kaçırılır. Genç ve güzel Virginia, fidye elde etmek için tehlikeli bir oyuna girişen Devlin’in soğuk ve çıkarcı kalbini de ateşe atmak üzeredir.


Sonunda bitti kitap! Devlinden nefret ede ede okudum bitirdim kitabı. Virginia'yıda hiç sevmedim açıkçası. Devlin nasıl kullandı durdu kızı insanda hiç mi vicdan olmaz hiç mi merhamet olmaz sen kalk ilk önce kızı kaçır sonra onunla birlikte ol sonrada işini halledip kardeşine artık sen evlenebilirsin Virginia ile iznim var de kızı birde bu şekilde kullan yetmedi birde 5-6 ay sonra geri dön kızı alıp amcasına götür fidyeni öde yeğenini anca o şekilde geri alabilirsin de oda yetmez tabii Devlin'e kızı birde orda burada metresi olarak tanıt!! Ve daha neler neler!

Maya Banks - İskoçyalı'nın Kollarında (McCabe Trilogy #1)

Ekim 06, 2013 Hiç yorum yok:
İskoçyalı'nın Kollarında
Tür: Tarihi Aşk Romanı
Goodreads Puanı: 4.08
Orijinal Adı: In Bed with a Highlander
Sayfa Sayısı: 354
Baskı Yılı: 2012
Çeviri: Miray Çınar
Yayınevi: Koridor Yayıncılık


Mairin Stuart, yatağının kenarındaki taş zeminde diz çökmüş bir şekilde dua ediyordu. Eliyle boynundaki deri kolyenin pürüzsüz yüzeyinde gezdirdi. Küçüklüğünden beri ezberlediği kelimeleri fısıldayarak her zaman yaptığı gibi bitirdi duasını. "Lütfen, Tanrım. Beni bulmalarına izin verme."

Ewan McCabe kazanmaya ant içmişti. Savaş çanları çalıyordu. Bütün klan onun emrindeydi ve Ewan ona ait olanı düşmanlarından almaya hazırdı. Ta ki bir gün ruhu masmavi gözlerinde hapsolmuş, simsiyah saçlı bir kız oğlunu kurtarıp bir anda hayatını değiştirinceye kadar. Mairin, Ewan'ın klanı için bir kurtuluş olabilirdi fakat yıllarca intikam ateşiyle yanıp tutuşan bir adamın nazarında durum göründüğünden farklıydı.

Kralın gayrimeşru kızı olan Mairin uzun zamandır dış dünyadan uzakta. bir manastırda yaşıyordu. Ancak evlendiğinde sahip olabileceği zenginlik yüzünden kaçırıldığı gün başına gelecek felaketten habersizdi. McCabe'in adamları onu kurtarmış olabilirdi fakat bu aynı zamanda en büyük korkusunu da uyandırmıştı: Ewan McCabe ile evlenmek zorunda olmak... Ona direnirken aslında kendi arzularına da direndiğini fark edecekti.


Kitapları konularına bakmadan okumaya bayılıyorum! Böylece benim için daha heyecanlı hale geliyor herkese tavsiye ederim valla. Zaten bir kitabı sevip sevmeyeceğim ilk 20 sayfasında belli olur. O zamana kadar dikkatimi çekmemişse elimde dolanır durur o kitap. İskoçyalının Kollarında’yıda bu şekilde okumaya karar verdim ne arka kapak ne konusu ne yorumlara baktım. Bunu okumalıyım dedim ve aldım elime kitabı. Bu yüzden kızı Lord Cameron kaçırınca aralarında bir aşk doğacak diye beklemedim de değil hani. Hal böyle olunca kızı öldüresiye dövmesine hem bir türlü anlam veremedim hem de ilerde kendisini nasıl affettirecek diye hayaller kurmamda işin cabası oluyor sanırım.

Debbie Macomber - Küçük Mucizeler Dükkanı (Blossom Street #1)

Ekim 05, 2013 2 yorum:
Küçük Mucizeler Dükkanı
Tür: Çağdaş Roman
Goodreads Puanı: 4.01
Orijinal Adı:The Shop on Blossom Street
Sayfa Sayısı:  480
Baskı Yılı: 2011
Çeviri: Ozan Aydın
Yayınevi: Martı Yayınları


Kitapları bütün dünyada 140 milyondan fazla satan ve birçok dile çevrilen Debbie Macomber, yürek ısıtan romanlarıyla şimdi de Türkiye'de..

"Artık o eski tasasız kız değilim. Yaşadığım her günün değerini biliyorum. Çünkü hayatın ne kadar değerli olduğunu öğrendim... Hiçbir şeyi, özellikle de hayatı hafife almaz oldum. Artık hiçbir günümü boşa geçirmiyorum. Çektiğim acıların karşılıklarının olduğunu öğrendim..."

Hayatın içinden dört güçlü kadın...
Küçük mucizeler, büyük umutlar
Ve dostluğun iyileştirici gücüne dair sımsıcak bir hikâye...
Bu kitapta mutlaka kendinizden bir şeyler bulacaksınız!


Güzel, tatlı, şeker yumağı gibi, sevgi dolu ama aynı zamanda da aksilik üstüne aksilik dolu bir kitaptı. Sonuna kadar kaç defa gözlerim doldu ağladım ağlayacak halde kendimi zor tuttum bilmiyorum. Böyle dram okumayı falan sevmiyorum ya ben çok çabuk kaptırıyorum kendimi sonrada bir bakmışım ağlıyorum falan :(. Ama sonunun mutlu sona bağlanması beni de çok mutlu etti. En azından bu şekilde herkes kitabın sonunda mutlu oldu diye kendimi tatmin edebiliyorum. 4 kadının hayatında geçen olayları kaleme almış yazar. Öyle güzel kurgulamış ki hepsi hayatında ki sorunlarını birbirlerine destek olarak -fark ederek veya etmeyerek- çözümlemeye çalıştırlar. Kötü kaynana profilinde ki karakteri çok sevdim. Bir yanlış anlama ve inat uğruna koca senelerini kaybetmiş kocasıyla. Ama her şeye rağmen çok gururluydu. İçinde yaşadığı git-gelleri okumak çok keyifliydi benim için.

Michele Sinclair - İskoçyalı'nın Gelini (McTiernay Brothers #1)

Ekim 02, 2013 Hiç yorum yok:
İskoçyalı'nın Gelini
Tür: Tarihi Aşk Romanı
Goodreads Puanı: 4.00
Orijinal Adı: The Highlander's Bride
Sayfa Sayısı: 290
Baskı Yılı: 2011
Çeviri: Ebru Maraşlı
Yayınevi: Koridor Yayıncılık  


“SORUMLULUKLARINDAN ASLA VAZGEÇMEYEN

İskoçyalı Lord Conor McTiernay ebedi aşkın varlığına inanır ama kendisini unvanı ve toprakları için isteyen kadınlar, evliliğe sonsuza dek tövbe etmesine neden olmuştur.

Ve bir gün adamları kaybolmuş bir İngiliz kızı bulup onun huzuruna getirir. Üstü başı dağılmış ve kir içinde olsa bile Laurel Cordell bir peri kadar güzeldir. Gerçekte bir gönülçelen mi yoksa Conor’un uğruna tüm dünyayı feda edecek kadar çok seveceği bir kadın mı olduğunu ise zaman gösterecektir.

TUTKUYLA BAĞLANMAYA HAZIR

Laurel, İskoç Lordu’nun onu, zulmünden ancak kaçarak kurtulabildiği lorddan koruyacağına inanmıştır. Gri gözlerinin derinliklerinde hem bir savaşçı hem de tutkulu bir adam gördüğünü hissettiği ilk andan itibaren hem de. Onlar ihtiraslarını keşfederken, kapılıp gittikleri bu yeni aşk Laurel’in geçmişiyle tehdit edilir…



Bu sefer elime bir önce okuduğum kitaptan esinlenerek İskoçyalı’nın Gelinini aldım. Kitabı ilk okurken ki düşüncem tam olarak şuydu “Aman Allahım! Ben bu kadar ismi karıştırmadan nasıl aklımda tutacağım!! Conor, Colin, Cole, Craig, Crevan, Conan ve Tanrı yardımcım olsun ki Clyde! Sanırım unutmamak için bunları not almalıyım bir kenara.” Neyse ki çok fazla adları geçmedi de rahatladım.   

Kitap gerçekten çok güzeldi. Laurel harika bir kadın karakterdi zaten. Her zaman böyle cesur ve zeki karakterleri okumaya bayılıyorum. Kadınlar pasif olunca hiçbir anlamı kalmıyor sanki kitabın. Bana göre, cesur ve zeki olmalılar, istedikleri şey için savaşmalı, erkeklerine karşı istediklerini yaptırabilmek için de aşırı inatçı olmaları gerekir. Onların inatçılığı olmazsa, erkeğin her dediğine boyun eğerse o zaman ne anlamı kalıyor ki okumanın. Onları yola getirmelerini ve inatçılıklarından adamı perişan etmelerine bayılıyorum. İşte o zaman zevki çıkıyor kitabın. Adamlar ne yapacağını bilemez hala geliyorlar ve o dağ gibi yıkılmaz savaşçıların, bir kadın karşısında ne yapacağını bilmez bir hale gelmesi gerçekten çok eğlenceli olabiliyor. Laurel de tam istediklerimi verdi bana.

BLOG DESIGN BY KRİSTALKİTAP